-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“GÜNLERİMDE YAKUP TELAŞI”

Sabahın aydınlığıyla soluklanırken, pencereden içeri odamızı dolduran, yüzümüzü aydınlatan güneşe doyamadan, bir garip hüzünle akşama teslim olurken, içimin bu seslenişini kelimelere emanet etmek istedim yavrum…   Elimizden kayıp giden zamandan öylesine ürperdim de, kağıt ve kaleme sarıldım, sükûtları bir kenara kaldırarak…

İstedim ki; bir gün annenin çabalarına, dertlerine, doğru ve yanlışlarıyla hüzünleri ve umutlarına sen de dokunasın.

Hangi anne çocuğuna baktığında, ‘zaman ne de çabuk geçmiş ve yavrum ne zaman bu kadar büyümüş’ demez ki?

İşte ben de, onca yoğunluk, yorgunluk, farklı ülke ve şehirlerle geçen onca telaşeli günlerden sonra, durup kendime aynı şeyleri söylüyorum…

Zaman ne de çabuk geçmiş…

Ve bir rüzgar gibi günlerime Yakub’un telaşını düşürmüş… Yusuf’undan bir gün bile ayrılmak istemeyen o içli, hassas Yakub’un telaşını…

“Ondan ayrı kalmak muhakkak beni üzer.”

Ellerime emanet edildiğinden beri, gecesi-gündüzü, acısı-tatlısı, hastalığı, yorgunluğuyla, nefes alış verişlerimizin dahi birbirine karıştığı o en masum, en güzel yıllara ne de alışmıştık…

Oysa, uzak görsek de biliyorduk; gün gelecek bir şekilde az ya da çok ayrılıklar başlayacak, küçük yavrular yuvanın dışında kanat çırpacak, kendi başlarına arkadaşlar bulacak, farklı farklı hayatlara şahit olacaklardı.

Belki biz de bu yeni durum karşısında, ‘Onu kurt yemesinden korkuyorum’ diye içimizin telaşesini dışa vuracak, panik ve tedirginlikle karışık şefkatle hatalar yapacak, belki de hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışırken, kurtlar bizim içimizi kemirecekti…

Ah, yavrusunu yavrularına emanet edemeyen Yakup; yavrularımız kimlere emanetken, ruhları öldüren kurtlarla mücadele ne çetindir şimdi…

Daha çok dualar düşmeli artık avuçlarımıza. Yalnız gündüzler değil, ay ve yıldızlar dolu geceler de şahit olmalı artık çabalarımıza…

Biliyorum; belki delilikle suçlanacağız kimi zaman. Kimi zaman hassasiyetlerimiz anlaşılmayacak…  ‘Bu devirde…’ diye başlayan kınama ve aşağılanma lâfları duyacağız en yakınlarımızdan…

Dikkatlerimizi, korunma ve koruma çabalarımızı, içli ve hassas Yakub’un hüzün ve tasasını şikayet ettiği Rabbimize sunmalıyız belki de sadece…

Ve biliyorum; bize düşen, görevimizi hakkıyla yapmak, her an yavrularımızla beraber olan Rabbimize dayanmak…

Kuyular, saraylar ve zindanlarla dolu olan hayatta, imtihanlardan alnının akıyla çıkan Yusuf’larla nimetlendirsin bizi Rabbimiz.

Yalnızlıkta ve toplulukta her daim Rabbi’nin rızasını kaybetmekten korkan, kınayıcıların kınamasından korkmayan yiğitlerle rızıklandırsın…

Ayrı kaldığımız anlarla mahzun olan yüreklerimiz, onurlansın ve inşirah bulsun, yavrularımızın sapasağlam imanlarıyla…

Hüzünlerimiz sevince, korkularımız cennete dönüşsün en nihayetinde…

Yaşamımızın her aşamasında bize farklı farklı dersler veren, en güzel kıssanın güzel kahramanları Yakub’a ve Yusuf’a selam olsun…

                                                           Ummu Salim

 

http://www.muslumananneler.net/2014/11/gunlerimde-yakup-telas.html#.VH9W1DGsVcs

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s