-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

NE YAPMALI? NASIL YAPMALI? KİMİNLE YAPMALI? (Küçük çocukları olan anneye..)

 

mothers_Fg1rR_3868

                       

Yüz yüze görüştüğümüz veya mesaj yoluyla bize ulaşan pek çok kardeşimiz şöyle soruyor:

“Evdeyim, vaktim var, fakat ne yapacağımı bilmiyorum.. Kitap mı okusam, bir şey mi yapsam, nereden başlasam bilemiyorum.”

Bu yazımız inşallah bu kardeşlerimize bir cevap olsun:

Müslüman anne; öncelikle bir insan ve kuldur.. Yani insan olarak kendi nefsine karşı görevleri, kul olarak da Rabbine karşı sorumlulukları vardır.. Bunlardan sonra ise ailesine, eşine, çocuklarına ve çevresine olan sorumlulukları sırayla gelir..

a-Planlı Olmak:

Bir annenin günlük planı olmak zorundadır. Plan ve programlar, kişinin gününü daha verimli geçirmesine ve vaktini disiplinli bir şekilde idare etmesine yardımcı olur.

Tabii ki biz “plan, program” derken, saatli, çizelgeli bir programdan bahsetmiyoruz. Özellikle bakıma muhtaç küçük çocukları olan anneler için saatli, dakikalı programlar yapmak ne gerçekçi olur ne de uzun soluklu..

Sabah yatağından kalkan bir anne; “Akşama kadar çocuklarla uğraşıp duracağım yine” diyerek daha sabahtan enerjisini tüketmiş bir şekilde uyanıyorsa, o annenin ne kendisine ne de çocuklarına bir hayrı olabilir..

Günlük planları olmayan anneler, çocuklarını bir gün 8’de uyuturken diğer gün 11’de uyuturlar. Bir gün sabah 5’te uyanırken diğer gün 9’da uyanırlar.. Annenin düzensizliği çocuklara da yansır. Fakat anne, çocuklarının bir düzenlerinin olmadığını ve kendisinin de bundan dolayı böyle karmaşık yaşadığını sanır.

b-Erken uyanmak:

Vakit disiplininin en önemli şartı; yatma-kalkma saatlerinin düzene konulmasıdır.

Çocukların ilk bebeklik dönemlerinde (0-2 yaş) uyku vakitleri için biraz da toleranslı olsak da, artık çocukluğa adım attıkları 2 yaşından sonra uyuma/uyanma saatleri düzene girer/girmelidir.

Bu durumda anne, sabahın ilk ışıklarıyla çocukları uyandırır, öğlen çok uzun olmayan bir uykudan sonra, akşam yine erkenden yatırır. (Uykuya dayanıklı çocuklar öğlen uykusu uyumayabilir.)

“Uyuyor şimdi, istediği zaman kalksın.” deyip sabah çocuğu uyandırmamak, öğlen uykusunu ta ikindilere kadar devam ettirdiğinde; “Aman uyumuşken bırakalım” diye kaldırmamak, düzensizliğe neden olur. Beden ve ruh sağlığı için, manevi huzur için sabah erken kalkılmalı, öğlen uykusu ikindiye sarkıtılmamalı ve akşam erken yatılmalıdır.

Çocuklarda ortalama bir şekilde bu düzeni kuran annenin böylece vakti daha planlı geçirme imkanı doğar.

“Çocuklar, anne-babanın yatma vaktinden önce uyutulmaya çalışılmamalı. Herkes aynı anda yatmalı, bütün ışıklar kapanmalı.” fikrine acizane ben katılmıyorum.

Aksine küçük çocukların anne-babadan bir-iki saat önce uyuması gerekir ki, anne ertesi gün için kendisini yenileyebilsin. Eşiyle baş başa yarım saat de olsa sohbet edebilsin. Yatsı namazını sakin bir şekilde kılıp, duasını yapabilsin.

c-Manevi Dinamikler:

Anne, diğer bütün insanlardan daha fazla olarak manevi dinamiklere ihtiyaç duyar.

Çünkü eğer ruhunu besleyemezse, kalbini sükûnete erdiremezse, iç huzuru elde edemezse, duygularını emercesine kendisinden beslenen çocuklarını doyuramaz, onlara verimli olamaz.

1-Namaz:

Annenin, günün beş vaktinde Rabbiyle buluşmasını gerçekleştirdiği en önemli faaliyetidir namaz. Her ne kadar çocukların ağlamaları, eteğine yapışmaları ve daha pek çok dış etken olsa da, namaz bir annenin en büyük desteğidir, ruhunun besleyicisidir.

2-Kur’an:

Günde sadece bir sayfa bile olsa, bir ayet bile olsa, anne mutlaka kitabını eline almalı, göğsüne basmalıdır. Yanına gelen çocuklarının ellerine Kur’an’ı vermeli, onlara kitaplarını sevdirmeli, öptürmelidir. Anne, mutlaka mealiyle birlikte her gün kitabıyla buluşmalıdır. Bunu isterse sabah namazından sonra yapar, ister çocuklarını uyuttuğu vakitte, isterse onlarla birlikte.

3-Zikir/Tesbihat:

Anne, akşam çocuklarını uyuttuktan sonra 10 dakikada olsa tesbihini eline alıp seccadesine oturmalıdır. Kendisi için günlük olarak belirlemiş olduğu bir takım tesbihatları yaparak kalbini dinlendirmelir. Örneğin 100 defa “Estağfirullah”, 100 defa “La ilahe illallah”, 100 defa “La havle ve la kuvvete illa billah” gibi. Rasulullah (s.a.v)’ın günlük olarak yapmış olduğu, bize de tavsiye ettiği zikirlerden bir kısmını yapmalıdır.

Eğer seccadenin başına oturarak yapma imkanı/vakti bulamıyorsa, çocuğunu uyuttuğu (ayağında salladığı, emzirdiği) esnada yapmalıdır. Ardından da çocuklarına, ailesine, bütün Müslüman kardeşlerine edeceği dua ile tesbihatını bitirmelidir.

(Bu şekilde düzenli tesbihat yapmanın kalbe ve ahlaka faydaları saymakla bitirilemez. Uygulayan kardeşler, zamanla mutlaka üzerlerindeki tesiri ve farklılığı göreceklerdir inşallah..)

Uyumadan önce de Rasulullah (s.a.v)’ın kızı Fatıma (r.a)’ya tavsiye etmiş olduğu; 33 defa “Subhanallah”, 33 defa “Elhamdulillah”, 33 defa “AllahuEkber” tesbihatları mutlaka yapılmalıdır. Bu tesbihat, annenin hem beden yorgunluğuna hem de zihin ve kalp yorgunluğuna şifa olur.

MÜSLÜMAN ANNE

4-Okuma:

Küçük çocukları olan annelerin okumaya pek fazla vakti olmaz. Çünkü annenin elinde kitap gören çocuklar, anneyi bir türlü kitabıyla baş başa bırakmazlar.

Fakat bu durum, annenin tamamen okumasına engel de değildir. Özellikle 0-1 yaş arasında (henüz ayaklanmamış) tek bir bebeği olan annelerin okumak için o kadar geniş zamanları olur ki..

Anne, dilerse birkaç farklı kitabı aynı anda okuyabilir. Örneğin; Bir küçük hadis kitabı, bir fikir kitabı, bir roman..

Kitapları, bebeğiyle ilgilendiği farklı odalarda, elinin kolayca ulaşabileceği yerlerde bulundurarak fırsatları kaçırmamış olur. Çocuğun oyalandığı 5 dakikada 3-5 hadis, uyuturken fikir kitabı, emzirirken roman okuma gibi.. Başta karışık gibi gelse de zamanla anne, farklı alanlarda ciddi bir okuma yaptığının farkına varacaktır.

Dinleme:

Birkaç tane küçük çocuğu olan annelerin okumaya elbette daha az vakitleri olur. Çünkü birini uyuturken diğeriyle ilgilenmek zorunda kalırlar. Veya tek çocuk da olsa 1 yaşından sonra uyku saatleri düşer, hareket ve koşturmaca çoğalır, böylece anne ilk vakitlerdeki zaman esnekliğini bulamaz.

Bu durumda annenin en iyi yardımcısı; dinlemek ve duyarak öğrenmektir.

Hatim; anne, hamileliğinden itibaren bebeğine hatim dinletmelidir. Günde 1-2 cüz olarak düzenli bir vakitte bu programa mutlaka sadık kalınmalıdır. (Örneğin; sabah kahvaltıdan sonra çocuklarla oyun oynarken gibi bir zamanlama yapılabilir.)

İçinde Kur’an okunan evin, o Kur’an’ı dinleyen annenin ve minicik zihinlerine nakşedilen çocukların bereketi Allah’ın izniyle bambaşka olur.

Sohbet/Ders: İslami sohbetlerin internet vb. araçlarla böylesine yaygın olmadığı 25-30 yıl öncesinde, küçük çocukları sebebiyle evlerinden çıkamayan annelerimiz, birkaç Hoca Efendinin sohbet kasetlerini çevire çevire dinleyerek İslami hassasiyetlerini ayakta tutmaya çalışmışlardı..

Şimdi ise imkanların fazlalaşması ile pek çok farklı ve değerli şahsiyete ulaşmamız kolaylaştı.. Bir anne, nasihatlerinden faydalandığı bir veya birkaç Hoca Efendinin derslerini, sohbetlerini dinlemeyi mutlaka adet haline getirmelidir. Bu dinlemenin çocuklar için de faydası büyüktür. Küçük yaşlarından itibaren ayetler, hadisler, İslami kavramlar zihinlerinde ve gönüllerinde yer etmeye başlar.

Şu an; tefsir, hadis, fıkıh, akide, kelam, siyer, sahabe hayatı, tasavvuf, eğitim, psikoloji gibi pek çok alanda derslerine kolaylıkla ulaşabileceğimiz yetkin isimler var..

Anne, ilgi alanına veya öğrenmek istediği alana yönelik tercihlerini yapmalı ve aile programına uygun bir şekilde bunu düzenlemelidir.

Örneğin; Bir gün tefsir sohbeti dinler, diğer gün çocuk eğitimi dinler, üçüncü günü ise misafir, meşguliyet gibi sebeplerle boş bırakır.

Fakat hiç olmazsa haftada mutlaka bir veya iki gün bir sohbet dinlenmelidir.

(Günün pek çok saatinde bilgisayarın veya ses cihazının açık olması, sürekli hatim, sohbet, ezgi, marş vs. dinlenmesi hem annenin hem de çocukların sükûneti açısından doğru değildir. Dinleme faaliyetleri 2-3 saati geçmemelidir.)

Tefekkür:

Günlük hayatına böylesine küçük de olsa birkaç İslami faaliyeti sığdırabilen anneler, zamanla tefekkürlerinin, düşünce ufuklarının ve tasavvurlarının gelişmeye başladığının farkına varırlar.

Böylece sebepsiz can sıkıntılarından, kendilerini gereksiz ve boş hissetmekten, yetersizlikten, eften püften şeyleri dert haline getirmekten kurtulurlar.

Artık zihinlerinde Allah’a daha iyi bir kul olabilmenin yollarını düşünmekte, çocuklarına daha verimli bir anne olmanın çarelerini aramakta, güzel ahlakı, fazilet ve erdemi yüceltmenin imkanlarını bulmaktadırlar.

d-Duygusal Faaliyetler:

Bir hanım için eşinden daha doyurucu bir duygusal verici olamaz/olmamalıdır. Annenin, anneliğini besleyen, güzelleştiren şey; eşinin duygusal desteğidir.

Fakat yoğunluğu sebebiyle eşinin bu ihtiyacını düşünemeyen, karşılayamayan erkekler çok çok fazladır.

Burada da “Yapmıyorsun, etmiyorsun” eleştirilerini bir kenara bırakıp eşine ihtiyacı olduğunu hissettirecek, onun hayatındaki gerekliliğini, o olmazsa kendisindeki eksikliği, boşluğu fark ettirecek kişi (maalesef) yine kadındır.

Kadın, eşinden sürekli beklenti halinde olarak onu boğmamalı fakat onu büsbütün kendi haline bırakıp “Ben idare ederim” havalarına da girmemelidir.

İnsani dinginliğini ve manevi huzurunu elde edebilmek, annelik mücadelesini hakkıyla verebilmek için eşin duygusal desteği her fırsatta kazanılmaya çalışılmalıdır.

e-Sosyal Faaliyetler:

Küçük çocukları olsa da bir annenin (en geç) ayda bir görüşeceği birkaç yakınının, akraba veya arkadaşının olması önemlidir.

Özellikle aynı yaş dönemi çocukları olan, aynı hassasiyetleri taşıyan, aynı plan ve programları uygulamaya çalışan anneler, bir araya geldiklerinde birbirlerine güç verirler, destek olurlar, gayret ve azimlerini pekiştirirler.

Hepsi ortak bir programı uygulayıp birbirlerine aylık rapor verebilirler, oturmalarında öğrendiklerini paylaşabilirler.

Eğer buluşma imkanı olmuyorsa bu görüşmeleri telefon veya internet üzerinden yapabilir, birbirlerini ders anlamında teşvik ve takip edebilirler.

Onun dışında ilmi anlamda donanımlı bir anne, komşularından öğrenmeye istekli kimseleri evine davet edebilir, duruma göre onlara Kur’an dersi, hadis, tefsir dersi anlatabilir. Veya imkanı oluyorsa, haftalık düzenli dersler verebilir.

Ya da kendisi haftalık bir derse katılabilir.

Bütün bu çalışmalar, haftalık buluşmalar annenin hem kulluk hem de annelik verimini artırır.

Allah yar ve yardımcımız olsun..

                                                                                                                                                  Ummu Aişe

Yazı Müslüman Anneler sitesinden alıntıdır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s