-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“DUALARIMIZ VE BİZ”

Susma İMANIN !

Bismillah, Elhamdülillah, Vesselâtü vesselâmü alâ Rasulillah!

Bismillahirrahmanirrahim. Alemlerin Rabbi olan Allah(cc)’a hamdolsun. Salât (yardım, destek ve dua) Peygamberimiz Muhammed Mustafa(sav)’e, Selâm öncelikle Allah(cc)’ın bütün Peygamberleri (olan Nebî, Rasül ve Elçilerine,) onların ev halkına, sahabelere, daha sonra da İslâm uğrunda emek harcayıp kulluk bilinciyle mücadele eden, gerektiğinde kan veren, can veren, fedakâr, cefakâr, mü’min, müslüman, müstaz’afların ve yiğitlerin üzerine olsun!

“Bir toplum kendi özündekileri değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu değiştirmez.” (13 Râd 11) buyuran Rabbimiz Hz. Peygamber’e “kalk ve uyar” diye emrettiğinde, O’da teslim olmuş mutmain bir gönülle Rabbinin rızasına yönelerek ayağa kalktı ve ömrünün sonuna kadar hiç durup dinlenmeden kıyamda kalıp Allah(cc) için çalışıp çabaladı. İnsanlığın ebedî kurtuluşu için, bıkıp usanmadan gece gündüz demeden canla başla didinip çalıştı. Bizler de aynı şekilde kendi üzerimize düşenleri yerine getirebilmek için sorumluluk bilinciyle Allah(cc) yolunda verilmesi gereken her türlü mücadele için bir an önce kollarımızı sıvamalıyız. Çünkü tebliğ ve davetin ‘İslâmî mücadele’ aşaması/boyutu yeryüzünün her neresinde olursa olsun her müslümanın omuzlarına yüklenen şer’i bir tekliftir. Ve bu mücadele bütün müslümanların kurdukları /kurmaları gereken ilk cephelerinin adıdır.

Değerlerimizin ihyası, geleceğin müslümanca inşası, iman ailemizin ve yarınlarımızın selâmeti için el ele, vermeye, yürek yüreğe yaslanmaya, birlikte hayırlı ve güzel adımlar atmaya, yüklerimizi paylaşmaya, hayırlarda kardeşlerimizle yarışmaya, lafta kalan kardeşlik ve dayanışmayı hayatın içinde ve bir an önce gerçekleştirmeye de mecburuz.

Önümüze gerçekçi, kısa, orta ve uzun vadeli programlar/hedefler koymaya, üzerimize düşen görevleri hakkıyla yapmaya, birikimlerimizi, güç ve enerjilerimizi, sahip olduğumuz potansiyeli, sağlıklı, istikrarlı ve kuşatıcı Tevhidî bir gelecek için mücadele yönünde kanalize etmeye (beşerî yorumları, din ve mutlak hakikat gibi değerlendirmemeye, insanları kendi doğrularımıza, kendi mezhep, meşrep, dernek, vakıf, cemaat ve faâliyetlerimize dâvet etmek yerine) etrafımızı İslâm’ın Evrensel ve mutlak doğrularına çağırmaya mecburuz. Lokal değil global, yerel/mevzii değil küresel ölçekte çalışma ve anlayışların peşinde olmalıyız.

Örneğin, birkaç çocuğa fatiha öğretmekle, birkaç yoksulu giydirip birkaç açı doyurmakla, bazı kültürel faaliyet ve etkinlikler düzenlemekle Allah(cc)’a karşı kulluk ve sorumluluklarımız asla yerine getirmiş olamayız. Bunlarla düşmanlarımız alt edilemeyeceği gibi, çok özlediğimiz o medeniyetimizi de inşa edemeyiz. Bunun öncelikle bilinmesi gerekir. Yani bizler uzun soluklu, gerçekçi ve kapsamlı bir mücadelenin yükünü her an/her yerde omuzlamaya hazır, yüksek ufuklu, geniş açılı bir bakış ve fedakârca bir teslimiyet içerisinde olmak durumundayız.

Meselâ ‘müsait zamanlar müslümanlığı’ yapmak gibi bir kolaycılık ve gaflete düşmemeliyiz. Ömürler sınırlı ve yapılacak işlerse pek çok. Ve bizim yaptıklarımızı öncekilerin çoğu iş olarak bile görmüyorlardı. Onlar bizim hayâl edip aklımıza bile getiremediğimiz çap ve etkiye sahip onlarca iş ve uğraşılar içerisindeydiler.

Eğer tuttuğumuz oruçlar bizleri ‘Ramazan’ın Çocukları’ olarak yetiştirmiyorsa, kıldığımız namazlar bizi fahşa ve münkerden alıkoymuyorsa, Kurbanlarımız bizi Allah(cc)’a yaklaştırmıyorsa; okuduğumuz her satır Kur’an ayetinde, tavaf/say ve haccımızda, yaptığımız her dûa/tevbe/tesbihat ve zikirde, vardığımız her secdede, karşılaşıp tattığımız her nimette, geçirdiğimiz her sınav ve atlattığımız her badirede, katıldığımız her etkinlikte, işlediğimiz her derste, öğrendiğimiz her yeni bilgide, şahit olduğumuz her hakikatte biz değişmiyor ve yenilenmiyorsak eğer, bütün bunlar boşunadır. İçleri boştur bizim bu yaptıklarımızın. Yaptıklarımızı şeklî ve görsel olarak yapıyoruz demektir. Ruh, mana ve içerikten, öz ve derinlikten uzakta yapılanlarsa sahibine asla bir fayda sağlamazlar. Hayatı değiştirip dönüştürebilecek bir etki ve güce de sahip değildirler.

Her oruç ve ramazandan sonra az da olsa arınamıyorsak, her namaz sonrasında silkelenip kendimize gelemiyorsak, kurbanlarımız yolumuzdaki engelleri kaldırmaya yaramıyorsa, Kur’an okumalarımız bizi diriltemiyor ve vahye şahit kılamıyorsa, haccımız renkli bir seyahatten öteye geçemiyorsa, dûa/tevbe/tesbihat ve zikirlerimiz hançerelerimizden aşağıya inemiyorsa, secdelerimiz bize fıtratı hatırlatamıyorsa, başımızdan geçenler aklımızı başımıza getiremiyorsa, derslerimiz, etkinliklerimiz ve beraberliklerimiz ibadet olmaktan çıkıp âdetleşiyor ve birer geleneğe dönüşüyorsa gerçekten bizim işimiz çok zor demektir.

Yarınlarda ve hayatta bazı şeylerin değişmesi gerektiğinin farkındaysak eğer, sorumluca davranıp, hiç zaman kaybetmeden hareket etmeli, bu günden yarına, şimdiden biraz sonraya değişecek olan şeyleri hemen ve acilen değiştirmeye koyulmalıyız.

Dolayısıyla insanların pek çoğunun alışkanlıkları, değer yargıları, söylemleri, kıbleleri, inançları, hızla değişirken; değişmeyenlerden olabilmek, kimlik değerlerine sahip çıkmak ve savrulmama gayreti gösterip, kulluğunu özveriyle sürdürmeye çalışmak için daima Rabbimize duacıyız.

Dûa, insanoğlunun Rabbi ile arasında öteden beri kurmuş olduğu en içten, samimi, verimli ve güvenli bir iletişim köprüsüdür.

Dûa ile insanlar; Rabbine, İlâhına, Mabuduna, Melîkine yönelip hallerini ve ihtiyaçlarını arz ederek yardım isterler. Bu fıtratın gereğidir ve müslüman gönüllerin tekâmülü, inkîlabı, kuvvet kazanması, değişim ve dönüşümü için olmazsa olmaz bir haldir.

Dûa, insanlığın kendisini Rabbine iletmesi/ulaştırması, açması ve emanet etmesidir. Teslimiyet ve aczini ifade etmesidir. Bittim Ya Rabbi diyerek imdat istemesi ve medet ummasıdır. İltica edip sığınmasıdır.

Dûa, kulların Rabblerine yönelip İlâhî/gaybî yardım ve nusret için el açıp yalvarmasıdır. Tevekkül ve teslimiyetin, imanın, ihlâsın, samimiyetin, sadakatin bir tecellisidir. Kalbin/gönlün hallerinden bir haldir. Gözyaşı, huşû ve tevazû ile birlikte arz edildiğinde, salih amelle desteklenip tevbe ile beslendiğinde reddedildiği pek söylenemez.

Ürpermeyen bir kalpten, sızlamayan bir gönülden, gözyaşı akıtmayan bir gözden, dûa/tesbihat/zikir ve tevbe etmeyen bir dilden Allah(cc)’a sığınırız.

Allah(cc)’a sığınırız! Allah(cc)’a sığınırız!

Allah’ım! Bizler; kulluk ve sorumluluk bilincini kuşanan, yarınlara umutla bakıp, heyecanımızı diri tutmakla mükellef olduğunun farkındalığıyla yola çıkan kullarınız.

Rabbimiz! Kur’an’a talebe olabilmek özlemimiz, Allah(cc) rızasına ulaşmak ilk hedefimizdir. Zalime hasım, mazluma hısım olmak Peygamberî miras ve şiarımızdır. Ailemize ve akrabalarımıza sahip çıkmak kişisel sorumluluğumuz, Öncü bir kadro kurup, “Örnek Kur’an Nesli”ni oluşturmak ev ödevimiz, Kardeşlerimizle tanışıp kaynaşarak işi kolaylaştırmak/kirlerimizi giderip kusurlarımızı örtmek, el ele verip Tevhidî duyarlılığı yükseltmek, resmî, ideolojik zulümlere boyun eğmemek coğrafî ödevimizdir. Arz’da tevhid sancağını dalgalandırmaksa halifelik onurumuz ve ümmet çapındaki idealimizdir.

Ya Rabbi!, vatandaşlık ile kulluk sorumluluklarını birbirine karıştırmayan, devletin, kişilerin, kurumların değil, sadece Allah(cc)’ın kulu olan, ordudan, polisten, askerden değil sadece Allah(cc)’tan korkan, suç işlemekten değil, günaha düşmekten çekinen, yasaklarla değil, haramlarla kendisine çeki düzen veren, hapishanelerden değil, Cehennemden korkup çekinen, yasallıktan değil, meşruluktan beslenen bir müslümanlığı lûtfet bizlere.

Fıtrat ve Sünnetullaha ters düşmemek, Zulmün, Şirkin, Küfrün, İsyanın, Tuğyanın, Dünyevîleşme ve Bireyselleşmenin her türlüsünü reddetmek, Statükoya boyun eğmemek ve ısrarla Direnebilmek, kendi özelimizde bağımsız ilmi havuzlar, islâmî siper ve mevziler oluşturmak en büyük arzumuzdur. Nasibet Ya Rabbi!

İnşaallah biz nefes aldığımız sürece hiçbir kurum ve gücün, nasıl düşüneceğimizi, neye ne kadar inanacağımızı, nasıl bir hayat yaşayacağımızı, nasıl giyineceğimizi ve çocuklarımızı nasıl bir eğitime tabi tutacağımızı belirleme yetkisinin olmadığını ve böyle bir zulme asla razı olmayacağımızı daima haykıracağız. Devlet Tanrısı’na ve Resmi İdeoloji İlahı’na inanmayacağız. Kendimize, çocuklarımıza, çevremize resmî ideoloji ve batıl dinler dayatılmasını, asla kabul etmeyeceğiz.

Ya Rabbî! Sen de biliyorsun ki; söz’ü (Kur’an’ı) anlaşılır kılmak, Direnişi mektepleştirmek, Düşünceyi okullaştırmak, İlmi paylaşmak, Ameli çoğaltmak, İmkânı bereketlendirmek, Mekânı şahitlendirmek, Uyarıyı sahiplenmek, Şehadeti ve şahitlikleri ayağa kaldırmak, Muhasebeyi derinleştirmek, Duruşu İbrahim’leştirmek, Teslimiyeti İsmail’leştirmek, Mukavemete insan Direnişe güç katmak, Mücadeleye ivme kazandırmak, Kulluğa koyulmak, Tercihi Tevhidîleştirmek, Kardeşliği pekiştirmek, Kur’an’a Teslim olmak, Peygamber(sav)’e tabi olmak, Sünnet’e sarılmak, Vahiy’le doğrulmak, Siyer’le yoğrulmak, Duayla anılmak, Tekbirle yürümek, Yürüyüşü olgunlaştırmak, Selâm’ı yaymak, Muvahhid’i selamlamak, İlkeyi terk etmemek, Taviz vermemek, Cepheden kaçmamak, Zalimle uzlaşmamak; yegâne arzumuz, muvahhid kimliğimizin, vazgeçilmez ilâhî ölçülerimizin ve kırmızı çizgilerimizin bir bölümünü oluşturmaktadır.

“…Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi (destekle ve) muzaffer kıl!” (3 Âl-i İmrân 147)

Ey Rabbimiz! Kitabında buyuruyorsun ki; “Ey iman edenler! Eğer siz Allah(ın dinine/davasın)a arka çıkarak (Allah adına İslama ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size arka çıkar (kendinize güveninizi artırır, ordunuzu güçlendirir, devletinizi ayakta tutar, itibarınızı yüceltir) ve bu din(uğrunda bastığınız her yer)de ayaklarınızı sabitleştirir, sağlam tutar (sizi kararlı, sabırlı ve azimli hale getirir) ayaklarınızı kaydırmaz.” (47 Muhammed 7)

Bizler biliyoruz ki; iman iddiasında bulunan ve Rabbleri tarafından müjdelenmiş olan (gayretli, çalışkan, üretken, mücadeleci, dâvâ adamı) muvahhidler; hayırda yarışmakla (2 Bakara 148), Birleşmekle, birlemekle (42 Şura 39) (61 Saff 4) (2 Bakara 27) (98 Beyyine 4,5), Hayra çağırmak-iyiliği emredip kötülükten sakındırmakla (3 Âl-i İmrân 104), Hakka ulaştırmak ve adil davranmakla (7 Âraf 181) mükelleftirler.

O zaman; şerlerin Hayra, batılların Hakka, şirklerin Tevhid’e, isyanların İtaate, kabahatlerin İbadete doğru değişmesi, zulümat ve karanlıkların Nurun aydınlığına dönüşebilmesi için canla başla çalışacak bir kardeşlik ve dayanışma ortamını kendi aramızda acilen oluşturmaya ihtiyacımız var. Kardeşlik köprülerini yıkılmaz bir sağlamlıkla, özveriyle, vefayla kurarak o köprülerde verimli bir trafik akışı sağlamalıyız.

Hayata öncelikle kulluk yürüyüşümüz, tevhidî mücadele algımız, teslim olduğumuz değerler ekseninden bakmayı Nasibet ya Rabbi…!

Nasibet ya Rabbi…! Nasibet ya Rabbi…!

Emperyalist kâfirler, kapitalist düzenbazlar, işgalci katiller, siyonist şebekeler, çağdaş tağutlar, karunlar, bel’amlar, firavunlar, nemrutlar dururken dinde kardeşlerimiz olanlarla uğraştırma bizleri…!

Rabbimiz! Hakk’ın hatırını âlî tutan, hiçbir hatıra fedâ etmeyen, Hor görülecekleri hor, hoş görülecekleri ise hoş görenlerden eyle…! İkisini birbirine karıştıranlardan uzak tut bizleri. Göremediklerimizi göster, duyamadıklarımızı duyur, farkedemediklerimizi farkettir, hissedemediklerimizi hissettir bizlere…!

Allah’ım! Doğru yoldan şaşırtma, Zalimlerle uzlaştırma, Tağutlarla barıştırma…! Az bir menfaat ve çıkar karşılığında aklımızı, gönlümüzü ve ayaklarımızı kaydırma…! Mushaf’tan başka gözlük, vahiyden başka muska taşıtma…! Kur’an’dan başka dayanak, Peygamber(sav) den başka öğretmen edindirme bizlere!

Ya Rabbi! Bizler, direnişi, mücadelesi, cihadı, şehadeti olmayan, bedel ödemeyi öngörmeyen tanımlanmış din anlayışlarının Peygamberî ve Kur’anî olmadığını, aksine İşbirlikçi ve Amerikancı olduğunu bildiğimiz için Reddediyoruz. Şahit ol Ya Rabbi! Kabul et Ya Rabbi!

Bizi; hidayet rehberi olarak gönderdiğin, kendisinde şüphe olmayan Kur’an-ı Kerim’in mübarek yol göstericiliğine ulaştır. ( 2 Bakara 2 ) Okuyup anlayarak yaşamayı ve şifâ bulmayı nasibet. Kur’an’ı bizlere, bizleri de Kur’an’a aç ya Rabbi…!

Hayatımızın ve ölümümüzün, ibadetlerimizin hep Allah(cc) için olduğunu ( 6 Enâm 162 ), Allah’tan geldiğimizi ve yine O’na döneceğimizin idrakini bizlere nasibet ya Rabbi! ( 2 Bakara 156 )

Katında İslâm’dan başka bir din olmadığını, ( 3 Âl-i İmran 85 ) gücümüzün üzerinde bizlere yük yüklemeyeceğini biliyoruz. ( 2 Bakara 286 )

Bizden öncekilerin başlarından geçenler, bizim de başımızdan geçip imtihan edilmeden Cennet’e giremeyeceğimizi biliyor, ( 2 Bakara 214 ) ve Sen’den üzerimize sabır yağdırmanı, Sekînetini indirmeni istiyoruz ey Allah’ım! ( 48 Fetih 4,26 )

Ya Rabbi! Putların ve Put düzenlerinin hakkı ıslah edilmek değil devrilmek olduğuna göre, Fitne Yeryüzünden kalkıp yaşanan din yalnız Allah’ın oluncaya kadar senin dininin düşmanları ile cihada azmettik, bizim ayaklarımızı kaydırma.

Ya Rabbi!, Senin dininin düşmanlarıyla karşılaştığımızda ve ayetlerini okuduğumuzda imanımızı, sadakatimizi artır. ( 48 Fetih 4-5, 8 Enfâl 2, 9 Tevbe 124 )

Ya Rabbi! Din düşmanlarının bizleri kendi minderine çekmeye yönelik bütün çabalarına rağmen, İfrat ve Tefrite kapılıp acele etmemeyi, egemenlerle zulme maruz kalan mazlum halkımızı asla birbirine karıştırmamayı, eylem ve söylem birliği içinde, kulluğumuzu eda etmeyi bizlere nasibet.

Ya Rabbi! Kitleleri ve boş kalabalıkları değil, niteliği ve öncü kadroyu önemseyip oluşturarak, uzun soluklu bir mücadeleye girişme azim ve gayretini ver bizlere!

Allah’a verdiği ahdi yerine getirerek, Allah yolunda Şehîd olan ya da, sözünü değiştirmeden bu uğurda bekleyen sadık kullarından eyle bizi ya Rabbi! ( 33 Ahzâb 23 )

Kur’an merkezli, Sünnet ekseninde, Mezhepçiliğe ve Mezhepsizliğe pirim vermeden, Şûra ve istişare ile, Tevhidî -İnkılâbî bir çizgiyle, İlmin ve İslamî Hukuk’un referanslarıyla, Evrensel ölçekte ve yerel gerçeklikte bir hareket, yapı veya oluşum içinde olmayı biz kullarına lutfet Ya Rabbi!

Ey Rabbimiz! Bize Dünyada ve Ahiret’te iyilik ver, Cehennem azabından koru ey Erhamürrahîmîn olan Allah’ım! ( 2 Bakara 201 ) Vahyi gündemleştirebilmeyi, Gündemi belirlemeyi, Lokal çalışmalar yerine Ümmet’i kucaklamaya yönelik adımlar atabilmeyi, Coğrafi engelleri aşarak İzzeti kuşanmayı ve vahyin yaşayan şahitleri olabilmeyi istiyoruz senden.

Ya Rabbi! Demokrasi gibi beşeri düzenlerin makyaj ve ayartıcılığından uzak, kardeşlerimizle istişare ve Murakabe ederek, himaye ve nusreti sadece Allah’tan bekleyerek, Sahih akide ve Salih amel düsturuyla, davetçi sorumluluğunda, Cihad özleminde, zamanımızın Erkam mekteplerinde yetişerek, atalet ve plansızlığa, kendiliğindenciliğe kapılmadan, Her zaman ve şartta Tevhidî duruş ve bağımsızlığı önceleyerek, hayata İslâmî Mücadele bilincinden bakarak, yalnızca Dava ve davetin öncelendiği günleri ne olursun göster bizlere.

Şahit ol Ya Rabbi!, Şahit ol Ya Rabbi!

Tonlarca para harcadığı halde bir gram sevap/ecir alamayan imandan nasipsiz bir yürek/kalb taşımaktan sana sığınırız.

Gönlü imanla şereflenmiş, biri bin sayılan, niyeti bile amel gibi değerli kılınan, takva sahibi, imanlı kulların olarak yaşamak istiyoruz. Amelsiz imandan ve imansız amelden sana sığınıyoruz Allahım!

Yalnızca sana ibadet ediyor ve yalnızca senden yardım istiyoruz! İmanda ve amelde her türlü yozlaşma, batıl, bid’at, hurafe, sapkınlık, cahilî tutum, davranış ve şirkten, sana sığınıyoruz. Bizleri muhafaza et ya Rabbi!

İşgalci, tetörist, siyonist, emperyalist, kapitalist güç odaklarına ve onların yardımcı ve işbirlikçilerine karşı bize güç, basiret, feraset, metanet ver ya Rabbi!

Rabbimiz! Bizleri; münafıklar, müşrikler, zalimler, kafirler, tağutlar, onların yardımcısı ve işbirlikçisi kişi-kurum ve otoritelere karşı; sabır, cesaret, kuvvet ve mücadele azmi ver. Ayaklarımızı senin yolunda cehdetmekten geri çevirme. Bizleri izzetli ve şerefli kulların arasına kat.

Münafıkları, azgın zalimleri, fasıkları, günahkâr mücrimleri, inkârcı kafirleri, dinlerini oyuncak edinen Yahudi ve Hıristiyanları Cennet’e layık gören aşırılık ve dengesizliklerden sana sığınıyoruz ya Rabbi!

Evlerimizi, iş yerlerimizi, oluşturduğumuz dost meclislerini, ders ve sohbet halkalarını Kur’an’ın vahyi ve Peygamber(sav)în sünneti ile nurlandırıp aydınlatmamız için bizlere yardım et ya Rabbi!

Vakıflarımıza, derneklerimize, diğer kurum ve kuruluşlarımıza, Dar’ul Erkam’ın birer şubesi gibi misyon üstlenmeyi, kardeşliği, paylaşmayı, hayırlarda yarışmayı ve salih amelin bereketini ihsan eyle Ya Rabbi!

Mescidleri, camileri ve adının anıldığı her yeri, Mescid-î Haram’ın ve Mescid-î Nebevî’ nin küçük birer parçası gibi kullanabilen dirayetli, bilinçli, çalışkan, ihlâslı müslüman kullarından eyle bizi Allah’ın…!

Düğünlerimizde ve cenazelerimizde, Kur’an’ın onaylamadığı, Sünnet’te görülmeyen adet ve uygulamalara yer vermeyen uyanık ve şuurlu müslümanlar olmak istiyoruz. Bizlere yardım et ya Rabbi!

Yaşadığımız toplumda, Kur’an’ı ölülere değil dirilere okuyacak, insanlığı ve fıtratı diriltmek için çalışacak, nefsini ve neslini ilâhî değerlerle inşâ edecek, örnek ‘Kur’an Nesli’nin oluşmasında bizleri de görevlendirip nasiplendir Ya Rabbi!

Kitabullahı başucu ve başvuru kaynağı edinmeyi, yol haritası ve pusula olarak Kur’an-ı Kerim’den başkasını tanımamayı, yolumuzu Risaletin ışığıyla aydınlatmayı bizlere lütfet ya Rabbi!

Bizlere dinine yardım eden, kendilerini sevdiğin, muazzez dininin mücahid/muzaffer, onurlu, şerefli kullar olma bahtiyarlığını lütfet Ya Rabbi!

Allah(cc)’ın dininin düşmanları olan, her coğrafyadan müstekbirlere karşı her zaman mazlum ve mustaz’afların yanında olmaya, cahilî, beşerî, tağutî güçlere, despot, statükocu rejimlere karşı durmaya azmettik. Bize yardım et Allah’ım!

Bizler, son nefesimize kadar; senin dostlarınla dost olmayı, dinin ve davanın düşmanlarıyla savaşmayı ibadet olarak öğrendik. Bizleri bu ibadetten mahrum etme ya Rabbi!

Ayaklarımızı azîz İslâm davasında Rabbimize kulluk yolundan döndürme, Tevhidî mücadeleden vaz geçirme ve dinin üzerine sabit kıl Allah’ım!

Bütün peygamberlerin ortak mirası şer odaklarına karşı Tevhidî bir mücadele hattı oluşturup örnek olmaktır. Bizim dostluk ve muhabbette de, husumet ve karşı duruşta da ölçümüz Allah(cc) rızasıdır. Allah(cc)’ın sevdiklerini sever, yerdiklerini yerer, düşmanlarıyla düşman olup kanımızın son damlasına kadar mücadele ederiz. Bizleri razı olduğun kulların arasına kat ya Rabbi!

Kat ya Rabbi! Kat ya Rabbi!

Mezhep, Fıkıh, İlmihal, Tarih, Siyer, Hadis gibi konularda aşırıya gidenlerden olmak istemiyoruz. Senin hatırını hiçbir hatıra fedâ edemeyiz. Kur’an’ı hiçbir şeyle gölgeleyemeyiz. Hiçbir şeyi Kur’an kadar önceleyemeyiz. Aklımızı vahiyle yoğurmayı ihmal edemez, erteleyemeyiz. Bizlere güç ver ya Rabbi!

Bizler, Kur’anı anlamanın; İslami Mücadeleye katılıp katılmamakla doğrudan ilişkili olup, müslümanca bir yaşayışa ve mücadele eksenli bir anlayışa sahip olmayanların Kur’an’ı doğru anlayamayacaklarını düşünüyoruz. Eğer yanılıyorsak bizleri doğrulturmusun Ey Rabbimiz!

Bizlere; Apaçık, Anlaşılır, Hidayet Rehberi ve Yol Haritası olsun diye gönderdiğin Azîz Kurân’ı bazıları öyle anlatıyorlar ki;

Sanki bu Kur’an; duvarları süslemek için, muska yapıp suyu içilsin diye, yaralar üzerine yazılsın diye, hasta ve ölülere okunmak için, fal bakılsın diye, birileri para kazansın diye, musiki ihtiyacını karşılamak için, anlamaksızın ve düşünmeksizin okumak için indirilmiştir Öyle mi Ya Rabbi? Gerçekten Kur’an’ı bize bunun için mi gönderdin?

Bizleri; Hidayet rehberi olarak gönderdiğin, kendisinde şüphe olmayan Kur’an-ı Kerim’in mübarek yol göstericiliğine ulaştır. ( 2 Bakara 2 ) O’nu başucu ve başvuru Kitabımız bilmeyi ve okuyup anlayarak yaşamayı, O’nunla şifâ, rahmet ve bereket bulmayı nasibet. ( 9 Tevbe 14, 10 Yunus 57, 17 İsrâ 82, 41 Fussilet 44)

Ya Rabbi! Katında İslâm’dan başka bir din olmadığını, Otoritenin; yaratma, yaşatma ve yönetimin tamamen Allah’a ait olduğunu, gönderdiğin dinin dışındaki sistem ve din arayışlarının kabul edilmeyip reddedileceğini ( 3 Âl-i İmran 85 ), gücümüzün üzerinde bizlere yük yüklemeyeceğini biliyoruz. ( 2 Bakara 286 )

Ya Rabbi! Allah’ın boyası olan Sıbğatullah’la şereflenmeyi, diğer renkleri elimizin tersiyle itebilmeyi ( 2 Bakara 138 ), Allah’ın ipi Hablullah’a tutunarak doğru yolu bulma bahtiyarlığını ( 2 Bakara 256 ), Allah’ın hizbinden olabilmeyi bizlere lütfetmeni niyaz ediyoruz. ( 5 Maide 56 )

Ey Allah’ım! Dinin üzere Sırat-ı Müstâkîm’de olup, Tevhidî mücadelenin içinde ve dosdoğru olmayı ( 1 Fatiha 6 ), Allah(cc) ve Rasülünü velî edinip Tağutlaşanların tümünü reddetmeyi, ( 2 Bakara 256 ) Zulmün karanlıklarından Nûr’un aydınlığına çıkmayı, ( 2 Bakara 257, 5 Maide 16,) Kur’an’ın Rehberliğiyle bizlere lütfet. (16 Nahl 36, 39 Zümer 17 )

Hayatımızın ve ölümümüzün, ibadetlerimizin hep Allah(cc) için olduğunu ( 6 Enâm 162 ), Allah’tan geldiğimizi ve yine O’na döneceğimizin idrakini okuduğumuz şu mübarek kitaptan bizlere nasibet Ya Rabbi! ( 2 Bakara 156 )

Bizleri dinine sadakat ve hizmetle şereflendir Ya Rabbi! Bizden öncekilerin başlarından geçenler, bizim de başımızdan geçip imtihan edilmeden, imanlarımız sınanmadan, gerektiğinde bedel ödemeden, Cennet’e giremeyeceğimizi biliyor ( 2 Bakara 214 ) ve üzerimize sabır yağdırmanı, Sekînetini indirmeni, bizlere Hidayet ve Kurtuluş yollarını göstermeni istiyoruz Ey Allah’ım!. ( 48 Fetih 4, 26 ) Senin dininin düşmanlarıyla karşılaştığımızda ve ayetlerini okuduğumuzda teslimiyet ve imanlarımızı pekiştir, sadakatimizi artır. ( 48 Fetih 4-5, 8 Enfâl 2, 9 Tevbe 124 )

Ya Rabbi! Allah’a verdiği sözü bozmayıp sadıklardan olmayı, ahdini yerine getirerek Şehîd olan veya sözünü değiştirmeden bu uğurda bekleyenlerden eyle bizi! (33 Ahzâb 23)

Bize Dünya’da ve Ahiret’te iyilik ver. Şeytanın iğvalarından, cahillikten, nefsimizden, Cehennem azabından koru, ey Erhamürrahîmîn olan Allah’ım! (2 Bakara 201)

Koru Allahım, Koru Allahım!

Rabbimiz! Yol Haritamız Kur’an hürmetine; bizlere hidayet ver, rahmetinle ve merhametinle muamele et. Okumuş olduğumuz Kur’an’ı bizlerden kabul buyur! Kur’an’ı okuyuşumuzdaki hatalarımızı, yanlışlarımızı affeyle! Kur’an’la gönlümüzü ferahlat, yüreklerimizi arındır, ayıplarımızı ört ve derecelerimizi yükselt Ya Rabbi! Hastalıklarımıza şifayı, dertlerimize devayı, borçlarımıza edâyı nasibet!

Ey ihtiyaçları karşılayan ve duaları kabul eden Rabbimiz! Analarımıza, babalarımıza, onların da ana ve babalarına, eşlerimize, kardeşlerimize, çocuklarımıza, akraba ve dostlarımıza, üzerimizde hakları olan mü’min ve müslüman din kardeşlerimize, rahmet ve merhamet eyle! Dinimizi ve dünyamızı ıslah et Ya Rabi!

Okuduğumuz Kur’an hürmetine; bizleri istikamet üzere kıl, kıblemizden ayırma, dinin uğruna çalışan mücahidlerden eyle Ya Rabbi! Okumuş olduğumuz Kur’an ile yollarımızı ve gönlümüzü aydınlatabilmeyi, sadık birer Kur’an talebesi olmayı bizlere nasibet!

Ey fazl ve ikram sahibi olan Allahım! Bizlere aklımızı, zihnimizi, hayatımızı Kur’an’a göre şekillendirmeyi, Kur’an ahlâkıyla ahlâklanmayı nasibet Ya Rabbi! Kur’an’dan okuduklarımız ve Rasülullahtan öğrendiklerimizle amel etmeyi, sorumluluk sahibi olup, takva bilincini kuşanmayı, Kur’an’la yollarımızı ve hallerimizi düzeltmeyi bize nasibet Ya Rabbi!

Kur’an’ı bir başucu ve başvuru kitabı edinmeyi, izzet ve şerefi vahiyden öğrenmeyi, vahyin nuruyla alnımızı ak, başımızı dik tutabilmeyi nasibet, Kur’an’ın hadimleri, hamileri ve muhafızları eyle bizleri Ya Rabbi!

Allahım! Bizlere Peygamberimizi yegâne örnek, önder, rehber ve öğretmen kabul etmeyi, başka önderler edinmemeyi ve O’nun sahih Sünnetine sarılacak bir basireti ve feraseti ver Ya Rabbi!

Ey din gününün sahibi olan Allahım! Zalimlere ve onların işbirlikçilerine müslümanlar aleyhine bir yol ve fırsat verme Ya Rabbi!

Ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl! Zalimlere, fasıklara, kâfirlere, Tağutlara karşı bize yardım et, nusretinle yollarımızı aç, ümmetimizi maddi ve manevi hastalık ve belâlardan, her türlü gaflet ve ihanetten koru Ya Rabbi!

Her kimin, Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması için küçük/büyük bir katkısı, hizmeti, duası, gayreti, himayesi, yardımı, koruyup kollaması söz konusu olduysa sen ondan razı ol Allahım!

Kur’an’a karşı hayâ, huşû, edep ve hürmetimizi, sevgi ve muhabbetimizi, teslimiyetimizi, şuur ve idrakimizi artırmanı en niyaz ediyoruz Ey Rabbimiz!

Bizler yalnız sana ibadet edip yalnızca senden yardım isteyen kullarınız. Bizi kendilerine nimet verdiğin, Peygamberler, Şehidler, Salihler, Sıddıklar, Muvahhidler ve Muhlislerin yollarına ilet ve onlarla birlikte haşreyle!

Gazaba uğrayan, azgın, sapkın, zalim ve mütecavizlerin yollarına ulaştırma! Onlardan ayrışarak uzaklaşmayı, tuzaklarından kurtulmayı, şerlerinden emin olmayı istiyoruz. Kabul ve nasibeyle Ya Rabbi!

Kur’an’ı Sünnet’ten ayırmamaya, Sünneti Kur’an’la anlamaya çalışanlara yardım et Allahım! Kendi görüş ve yorumlarıyla Kur’an’ı ve Peygamberi teslim alanlardan değil, Kur’an ve Sünnete teslim olanlardan eyle bizleri Allahım!

Ey Rabbimiz! Peygambersiz bir din ve Muhammed(sav)siz bir Kur’an anlayışı tesis etmeye çalışan gayri meşrû odak ve güçler karşısında asla eğilmemeyi, onların bu tuzaklarına karşı imanımızdan ve Tevhidî doğrulardan taviz vermemeyi, savrulmamayı ve Nebevî mücadele mirasına sahip çıkabilmeyi senden niyaz ediyoruz. Kıblemizi ve istikametimizi muhafaza edebilmek için bizlere gayret ve kuvvet ver Allahım!

İlâhî vahyin hürmetine ve imanlarımız hatırına bizleri; İslâm’ı batıl dinlerle, beşeri sitemlerle, resmî ideolojilerle ve devlet tanrısıyla sentezleme yanlışlığından muhafaza eyle! Tevhid’siz de Adalet olabileceği yönündeki sapma ve arayışlardan koru! Tevhid ve Adalet’i bir kuşun iki kanadı gibi gören ve birisi olmadan diğerinin işe yaramadığını bilenlerden eyle bizi Allahım!

İmanlarımızı hiçbir bedel karşılığında fedâ etmemeyi, irademizin dayanağı olan kulluk sorumluluğumuzu ucuz siyasi entrikalar ve geçici dünyalıklar uğruna kurban etmemeyi, zillete boyun eğmemeyi, muvahhid bir kul olarak yaşamayı, alnı ak olarak huzura çıkabilmeyi, amel defterini sağdan alabilmeyi çok istiyoruz Ya Rabbi!

Dinden kazanıp dünyasına harcayan bedbahtlardan değil, dünyadan kazanıp dinine harcayan bahtiyarlardan eyle bizleri!

Çeldirici, yıldırıcı, ürkütücü ve korkutuculardan endişe edip doğru yoldan çıkanlardan, mazeret ve bahaneler üretenlerden eyleme bizi Allahım!

İlâhî vahyin hürmetine; Hayatımızın ve ölümümüzün, ibadetlerimizin hep Allah(cc) için olduğunu, Allah(cc)’tan geldiğimizi ve yine O’na döneceğimizin idrakini bizlere nasip et Ya Rabbi!

Kitabımız Kur’an’ı hakkınca okumayı ve gereğince anlamayı, istendiği gibi yaşamayı, her yerde ve her zaman vahyin adil, muvahhid şahitleri olmayı, imanlarımızı salih amele dönüştürmeyi, sözlerimizi özümüze, özlerimizi Kur’an’a uydurmayı, yüzlerimizi Ahirete döndürmeyi bizlere nasibeyle Ya Rabbi!

Teslim olduğumuz Kur’anî hakikatler ve Tevhidî değerler Hürmetine; dine olan sadakatimizi, iman ve teslimiyetlerimizi, şehadetlerimizi artır, salih amellerimizi bereketlendir, bizleri nefsimizle baş başa bırakma, kardeşlerimizle karşı karşıya getirme ve bizi birbirimizle kucaklaştır Ya Rabbi!

Seni her türlü eksiklikten, hata, kusur ve noksanlıklardan uzak/berî bilip tenzih ediyor, her hal üzereyken sana hamd ediyor, yüceltiyor ve tekbîr ediyoruz, Kabul eyle Ya Rabbi!

Kabul eyle Ya Rabbi! Kabul eyle Ya Rabbi!

Velhamdülillahirabbilalemîn, Vel akibeti lilmuttakîn, Velâ udvane illa alez zalimin….!

Coşkun UZUN

http://www.vahdethaber.com/yazar/15584-dualarimiz-ve-biz.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s