-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-ÇOCUK EĞİTİMİNDE İSLAMİ KİŞİLİĞİN İNŞASI-

 FECR ANASAYFA

Çocuk eğitiminde belki de en temel  cümlelerden  bir tanesi Hz. Ali’ye atfedilen “çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil yaşadığınız zamana göre  eğitin sözüdür. Ben bu cümleyi çok önemsiyorum zira çevremize baktığımızda ailelerin çocuk eğitiminde iki farklı uçta olduğunu gözlemliyoruz.

Bir gurup zamanın acımasızlığı ve insanların güvensizliğini bahane ederek, çocuklarını aşırı bencil ,enaniyeti yüksek  ,yalnız kendi çıkarlarını düşünen bireyler haline getirerek  ileriki dönemde giriştiği  iş hayatında  da, bir tilki misali, karşı tarafı yolmanın aymazlığıyla donanmış fertleri yetiştirdiklerine şahit oluyoruz .

Diğer bir gurup aileler de takva ve sakınma duygusundan hareketle ve bu kavramı doğru anlamlandıramadıklarından  kalp kırmamak ve hep ahlaklı olmak adına !!! ,evlatlarını sinmiş,haklarını savunmaktan aciz ,İslami kişiliğini ifade etmekten mahrum bireylerin yetişmesine sebep olmaktalar.

Çevremde gördüğüm onlarca örneklerde  , takvalı ve fakat “hayır “ demesi öğretilmemiş ,İslami kişiliğin ve şahsiyetin onurunun  ne olduğu anlatılmamış  evlatlara, İslami duyarlılığın bozulmaya yüz tutmaya başladığı evliliklerinde hemen kocasına veya karısına meyletmekte ,eşine karşı akrabasına karşı ,girmiş olduğu çevresine karşı direniş gösterememekte ,ibadetlerini terk etmekte  ve dönüştüremediği yerde dönüşmeyi tercih edebilmektedir.

Zira “LA “  demenin sorumluluğu öğretilmemiş bir kişi hakkıyla “İllallah” diyemeyecektir ve her şeyden önce Yüce Allah’a karşı sorumlu olmanın bilinciyle hareket edemeyecektir. 

Bugün ,İslami davanın sorumluluğu ve öğretisini ve vahyin şahitliğini üstlenmek için yapılan kaç evlilik vardır acaba  ?

Tombaladan seçer gibi veya şehevi hırs ve ihitrasları uğruna yapılan evliliklerden kimsenin şikayet etmeye hakkı yoktur ve böyle bir kurumda yetiştirilen evlatlardan  hayıflamaya da  kimsenin lüksü yoktur.

İslami duyarlılığın bilincini taşıyan bir kişinin evlilikleri asla böyle bilinçsizce değildir ve yetiştireceği evlatlar da kuzu gibi güdülebilen değildir ve olmamalıdır.

Cahili toplumun kuşatmışlığı içerisinde yetişen bir çocuk ve yetişen bir genç ,menzilini her daim ferasetiyle görebilmelidir,ona bu feraset anlayışı küçük yaşlardan itibaren verilmelidir.

Eşimin güzel bir tabiri vardır der ki; Müslüman ,çocuğuna, okulu ve dış ortamı tanıştırmadan önce ona dışarıyı da içeriyi de iyi anlatmalıdır .Onu çok önceden neyle karşılaşacağını ,neyle karşılaşabileceğini iyi anlatmalıdır ki çocuk direniş ruhunu önceden kazanabilsin ,hazırlıksız yakalanmasın,kendi kimliği ve onların kimlikleri arasındaki farkı  iyi idrak etsin.

Küçük yaşlarda verilmeyen;

Takva ve fakat verimeyen  direniş,

Ahlak ve fakat verilmeyen feraset,

Mücadele ve fakat verilmeyen sabır ruhu,

Cesaret ve fakat  verilmeyen teenni ruhu…..

bireylerin ruhlarında düzelmeyen ahlaki uçurumlar açmıştır

Zira bu ahlaki öğretiler hep bir dengeyi beraberinde getirmektedir.

Dengesini ve ibresini şaşırmış ruhlar ,çift kimlikli,kişilikli insanların yetişmesine sebep olmuştur.

Kalp, ruh ve aklın birleşmediği, kardeş olamadığı bedenlerde, şeytan, açık bırakılan, ihmal edilen kapılardan destursuzca içeriye girebilmiştir.

Kendi kurnazlığı ve kıvrak zekasıyla ! geçinenler ,takvalı,dünyasını bırakmış ahiretini tesbihle kazanmanın gayretine ! düşenlere tebelleş olmuş onları ticaret adına kandırmıştır siyaset adına kandırmıştır,kardeşlik adına kandırmıştır,ehveni şer adına kandırmıştır,kandırabildiği kadar kandırmıştır.

Allah aşkına bana lütfen söyler misiniz, bu topraklarda demokrasi yalanına inanmayan kaç kişi vardır acaba ?

Demokrasinin ve laikliğin ve tüm beşeri ve hevai sistemlerin ,yeryüzünde Yüce Allah’ın dininin karşısında  savaşan  ideolojiler olduğunu, Müslümanın yolunun tertemiz berrak ve aydınlık olduğunu evladına anlatan veya anlayan kaç kişi vardır  acaba ?

Müslüman güzel ahlaklıdır ve fakat asla ahmaklık sıfatını üzerinde taşıyan değildir.

O geçmişten bir ders ve bir ibretle geleceğe adımlarını hikmetle atabilendir.

O affeder ve fakat asla unutmaz.

Zira akıllılar affeder yapılan ihaneti ise ahmaklar unutur.

Allah selamet versin anneannemin güzel bir sözü vardır  laz şivesiyle der ki;

“Kişi çarpunduğu ırmağı iyi bilur” yani kişi ,kendisini çarpan ırmağı iyi bilir , onu unutmaz .

İşte Müslümanın kaybettiği bu feraset anlayışı ona insanlığından, yüreğinden , duygularından, inancından bir çok şeyi kaybettirmiştir.

O çocuğunu yetiştirememiştir ,o ailesini yönetememiştir,o siyasette aldatılmıştır,o ticarette kandırılmıştır.

Gözü görmüş,yüreği yalanlamıştır,yüreği yalanlamış gözü görmüştür.

Dili konuşmuş kalbi yalanlamıştır,kulağı duymuş bedeni susmuştur.

O itiraz etmemiş o sorgulamamıştır.Dünyaya teslim olmuş,hevasına aldanmış,vaad edilen  makamların esiri ve köle olarak hayatını sürdürmüştür .

İşte kendisini dahi aşamamış bu insan sizce nasıl  çocuğunu, ailesini ve bir bir toplumu inşa edecektir.

Kendi nefsine sözü geçmeyenin başkasına sözü nasıl geçecektir?

Zira yaşamayan …,yaşatabilir mi ?  

 Bu satırların hiçbiri aslında yazılmayabilirdi zira şu resim  aslında birçok şeyi ifade etmeye yetiyor.   Lütfen sorgulayalım, bu koşan çıplak ayakların onca çakıl taşlarının  acısına nasıl dayanabildiğini  ve   tankların namlusuna hedef alınmış bedeninin nasıl bu kadar özgür kalabildiğini ?

-Fecr Anasayfa-

direnişde çocuk

                                            

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s