-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

– ÜMMETİN YETİMLERİ-

Ben küçücük bir çocuktum
Hayatın yüküyle, acılarla yoğruldum
Yoktu elimden tutacak ne babam ne de anam
Yetimlik bana Rasulümden di miras kalan.

Her gece yatarken bir DUHA iklimi sarar yüreğimi
O bırakmaz hiç beni , seni bırakmadığı gibi
İnşirah ,inşirah süzülürken yaşlarım,
İlahi rahmetin esintisi sarıyor bedenimi.

                                        FECR -1.1.2012

” HER DEM ERDEM ” RAMAZAN KAYAN

 

Arzuların egemen olduğu modern zamanların en ciddi yitiklerinden biri de; erdemdir…

Kapitalist toplumun, “ekonomik insanı”, sosyalist toplumun “politik insanı”, bilgi toplumunun “eğitimli insanı”  başını alıp giderken, “erdemli insan” ihtiyacı daha da bir ciddiyet arz ediyor…

Seküler yaşamın kollarında, popüler kültürün kucağında, liberal dünyanın kuşatmasında yetişen nesiller değersiz, duyarsız ve erdemsiz…

Erdemi biten toplumların elemi bitmiyor… Kaos, kabus, kahır, karamsarlık gecenin karanlığı gibi insanlığın ufkunu kuşatıveriyor…

Kirlilik, kötülük, kincilik kanıksanıyor… Çarpıtma, aldatma, saptırma sanki sosyal bir gereklilik olarak algılanıyor…

Neredeyse erdemliliğin enayilik sayıldığı günlerden geçiyoruz…

Değer ölçüsü artık İslami ve insani değerler değil… Kabul gören zenginlik, tanınırlık, iş bitiricilik, kurnazlık, başarı ve becerikliliktir…

Her türlü yozlaşmışlık, çürümüşlük ve şımarıklık bu zeminde toplumsallaşırken, toplumsal helakında habercisi oluyor…

İşte gelişmiş insanın geri sayımı…

Bilgi anaforunda kaybedilen bilgelik…

Hümanizm rüzgarları arasında savrulan insanlık…

Çağdaş uygarlık cenderesinde sonlanan iyilik…

Erdem yoksunu medya, her türlü aşağılığın, adiliğin ve pespayeliğin pazarı adeta…

Erdemsiz siyaset, dümen, dolap, düzen, dalavere, fitne fesat tezgahı…

Erdem dışı ekonomi hile, sömürü, istismar ve israf arenası…

Pragmatizm, Opürtünizm, Hedonizm, Sekülerizm sanki erdemin kökünü kurutmak için programlanmış… Tüm kötülüklere, çirkinliklere geçit verilirken iyiliğin egemenliğine, erdemin erişimine engel üstüne engeller konuluyor…

Bu günkü yoksulluğumuz ekmek değil, erdem…

Yüksek vizyon, üstün yetenek, özel beceri sahibi insanlarımız erdemi edep, onur, ahlak, adalet denilince dökülüyor…

Diploma, kariyer, kapital, rütbe, rozet, etiket, statü bunu karşılamıyor…

Gerçekten bilgelik, yiğitlik, doğruluk, ölçülülük, dürüstlük, delikanlılık farklı şeylerdir…

Tüm mesele bunun farkında olmaktır…

Destansı başarılarımız, baş döndürücü büyümelerimiz, göz kamaştırıcı tırmanışlarımız, zirve yarışlarımız olabilir, unutmayalım ki; insanın başını omuzlarının üstünde dimdik tutan erdem ve ahlakıdır…

Yaşanmaya değer hayatlar; iman, erdem, adalet, onur, özgürlük, iyilik, takva yüklü hayatlardır…

İnsanın saygınlığının gerçek güvencesi; ne soy-sop, ne ekonomik güç, ne siyasal nüfuz, ne sosyal statü, ne kültürel birikim olsa olsa insanilik, erdemlilik ve davasına adanmışlıktır…

Asil ve aziz insan olmanın yolu budur…

Erdem, dürüstlük ile verilen bir onur savaşının dışa vurumudur…

Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak” işte erdemin şifresi… Yaşamın şifası budur…

Bilelim ki; imandan neşet etmeyen bir erdem izafidir… Erdemi tevhid ve takva ile temellendirdiğinizde tamamlamış olursunuz yoksa nakıs kalır… Erdemin taşıyıcısı ve temsilcisi muttaki toplumdur…

Allah ile dostluğunu sürdürebilenler doğruluğun referansı, iyiliğin adresi olabilirler…

Erdemli insanın fıtratı, Fatır-ı Mutlak’la mutlaka irtibatlıdır…

Evet, erdemli toplumun zirve isimleri, peygamberlerdir… Yüce bir gayeyi, ulvi bir hedefi gündemimize ve gönlümüze taşıyan ve işleyen onlardır…

Bu günde erdemli bir toplum inşanın mimarları, modelleri, merkezleri kuşkusuz onlardır…

İstikrarlı bir erdemlilik mücadelesinde örnek, önder ve öncelik nebevi çizgidir…

Şimdi erdem erozyonuna karşı erdemli bir çıkış zamanı…

Yani erdemlilik mücadelesi ve mücadelede erdemlilik…

Bu mücadele; cesaret ister… Dürüstlük ister… Kararlılık ister… Pasif ve pısırık… Dönek ve ödlek… Silik ve siniklerin işi değil… Namuslularda namussuzlar kadar cesur olmadıkça kötülüklerin ve kötülerin önünü almak mümkün değil…

Sadece “kendisine iyi “ ve sadece “kendisi için yaşayan”ların üstesinden geleceği bir iş değil… “Başkası için yaşama erdemi”ni kuşanan erlerin taşıyabileceği bir sorumluluktur…

Onlar erdemin edebiyatına, hamasetine, ticaretine değil mücadelesine ve hareketine taliptirler…

Onlar yük olan değil, yük alandır…

Onlar ümit eden değil, ümit olandır…

Onlar bekleten değil, beklenendir…

Onlar af dileyen değil, affedendir…

Onların gözü hep alış-verişte değil, alıp vermededir…

Onlar sadece gören değil, aynı zamanda gösterendir…

Artık bugün toplumsal yozlaşma karşısında, bir erdemliler hareketi ertelenemez bir zaruret ve zorunluluk arz nediyor…

İfsadın üstüne ıslah projeleri ile yürüyecek erdemli yüreklere ihtiyaç var… Ortak akıl bunu söylüyor… Ortak vicdan buna işaret ediyor… İman bize bunu emrediyor…

Erdemsizlerin eylemliliği karşısında toplumsal sorumluluklarımızı es geçemeyiz…

Kim yeryüzünü kirleten bu zulme, bu zulmete bu zilliyete ”dur” derse, erdemli odur…

Tüm zorluklara rağmen yeni bir çiçeklenmenin baharındayız, artık bu işin bahanesi yok…

RAMAZAN KAYAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s