-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“NAZLI BÜYÜME”

Zorluklar, sorunlar ve belalarla karşılaşmak eğitici, kemale erdirici, kimya gibi eseri olduğu ölçüde perhiz et­menin de yan etkisi vardır. Bu nedenledir ki, bilginler; Anne ve Babanın çocuğa karşı gösterdiği en büyük düş­manlık, sevgi diye çocuğa aşırı derecede ilgi göstermek, zorluklarla karşılaşmasını engellemek, her istediğini ve­rerek nazlı büyütmektir. İşte çocuğu zavallı eden güç­süz kılan bu durumlardır. Yaşama savaşma karşı onu silahsızlandırıyor.

En ufak bir sertliğe karşı koyamayacak bir duruma düşürüyor. Aynen şuna benzer: Bir kimse ömründe hiç suya girmemiş, denize girmemiş, aniden kendini denizde buluyor ve yüzmek zorundadır. Yüzme bilmeyen birisi denize düştüğünde muhakkak ki boğu­lur. Yüzme, evde dershane köşesinde kitap okumakla öğ­renilmez, suya girmeli denize girmeli ve uygulanarak öğ­renilmelidir

… Allah bir kimseyi seviyorsa belalar ve zorluklara daldı­rır. Neden? Çünkü zorluklardan kurtulmayı öğrenmeli, denizde nasıl yüzmesi gerektiğini öğrenmelidir. Bundan başka yolu yoktur. Allah’ın lütuf ve sevgisidir ki, insana olaylarla dolu okyanustan nasıl kurtulması gerektiğini, belalarla karşılaştırarak öğretmektedir. O halde bu kesin olarak lütuf ve muhabbet belirtisidir.

Bazı kuşlar hakkında deniliyor ki, anne kuş, ka­nadı yeni gelişen yavrusuna uçuş öğretebilmek için, yav­rusunu kanatlarının üzerine alıp çok yükseklere çıkar­tıp bırakıyor, yere doğru düşen yavru kuş can havli ile çırpınırken kanat çırpmasını öğreniyor. Ancak kanatlan yorulup tam yere düşecekken anne kuş yavrusunu tekrar kanatları üzerine alarak kurtarıyor. İkinci kere tekrar çı­karıp yukarıdan bırakır, yavru kuş aşağı-yukarı derken yavaş yavaş kanat çırpmayı öğrenir, yine kanatları yo­rulup düşeceği sıra anne kuş yavrusunu kurtarır. Böylece yavru uçmayı öğrenmiştir.

Bu tabii ilke insan oğlunun eğitilmesinde de kullanılmalıdır. Çocuk başından beri zahmete, eziye­te, zorluklara katlanmayı öğrenmelidir. Ancak yaratıkla­rın en üstünü genellikle bunun tersine davranır. Varlıklı kesim, çalışmanın sadece fakirliği gidermek için olduğu­nu zannederek zorluk ve eziyetten kaçınıp kendi evladını zavallı, güçsüzün biri kılıyor.

Jan jak Ruso «Emil» kitabında bu tür eğitim hakkın­da şunları kaydediyor : «Eğer halklar ömürlerinin sonuna kadar doğdukları ülkede kalsaydılar. Eğer bütün yıl bir mevsim olsaydı, kişiler hiç bir zaman alın yazılarını de­ğiştiremezlerdi ve bu tür eğitimler bir bakıma iyi olurdu; Eğer beşerin süratle değişen durumunu dikkate alırsak ikrar etmeliyiz ki, bundan daha yanlış ve anlamsız bir tutum olamaz. Şöyle ki; Çocuğun evden çıkmasına hiç bir zaman izin vermeyelim, her zaman etrafında hizmetçiler dönsün dolaşsın, eğer bu bedbaht bir adım dışarıya ata­cak olursa yok olacaktır.»

Yine o diyor ki «Eğer cisim; çok rahat olursa ruh bo­zulur. Dert ve eziyeti tanımayan bir kimse şefkat ve acı­manın zevkini bilemez. Böyle bir kimsenin kalbi hiç bir şeyden etkilenmez. Bu nedenle de beraber yaşanmaya lâyık olmayıp, insanlar arasında bir dev gibidir.»

Murtaza Mutahhari

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s