-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“TEVHİD NEDİR? YÜREĞİNİZDEKİ İZ DÜŞÜMÜ NEDİR NASIL İFADE EDERSİNİZ DİYE GENÇ KARDEŞLERİMİZE SORMUŞTUK” ÖZNUR TOPRAKÇI KARDEŞİMİZİN YAZISI


TEVHİDİ MÜSLÜMAN OLMAK

        Müslüman olmak mı,yoksa gerçek anlamda mümin olabilmek mi?Aslında önce bundan başlamak daha uygun olur sanırım.Misal, ‘‘Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki,Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri ürperir,ayetleri okunduğu zaman imanlarını artırır ve bunlar yalnızca Rabbine tevekkül ederler.’’(Enfal Suresi\2) ayeti kerimesinde de,gerçek bir müminin nasıl olduğuna işaret edilmiştir.

Öyle olmasaydı Allah (cc) bizleri ‘‘Ey iman edenler,iman edin.’’diye uyarır mıydı acaba hiç?Bir yerde de şöyle tasvir edilmiş,çok manidar;

        -Müslümanın imanı dilindedir,imanına söz ile şahitlik eder;

        Müminin imanı yüreğindedir,imanına hal ile şahitlik eder.

        Bu hususta yine Ashab-ı Kiram’dan Sad bin Ebi Vakkas; ‘Ya Resulallah,müminlere verilecek mallardan filana verdin,filan kimseye ise vermedin,halbuki o da mümindi.’dediği zaman,Peygamberimiz(a.s.): ‘Ona mümin deme,Müslüman de.’ buyurmuştur.Kur’an-ı Kerim’de de bu hususta şöyle buyuruluyor:

-‘‘Bedeviler, ‘Biz iman ettik.’dediler.Onlara de ki: ‘Siz iman etmediniz amma bari Müslüman olduk.’deyiniz.İman henüz sizin kalplerinize girip yerleşmemiştir.’’Bu hadiseden de yine,müslüman ile mümin arasında bir fark olması gerektiğini anlıyoruz aslında.

        Müslümanız,elhamdülillah…En azından kimliğimizin ‘‘DİNİ’’ bölümünde ‘‘İSLAM’’ yazıyor.Ee,bazılarının da oraya bakınca aklına geliyor ya müslüman olduğu,bakmak lazım tabi!

        ‘‘Müslümanız’’ dedik,elhamdülillah…Dedik,hep diyoruz ama ne anlama geliyor,nedir Müslümanlık,ne kadar biliyoruz acaba? İşte bu soruya diyebilecek pek bir şeyimiz yok gibi???

        Müslümanız,elhamdülillah…Namaz kılıyor,oruç tutuyor,gücümüz yeterse zekat veriyor,hacca gidiyoruz.Bir da Kelime-i Şehadet getiriyoruz elbette,aslında en başta olması gereken şey.Doğru,özür dilerim yerini karıştırdım sanırım,e alışkanlık herhalde,biz genelde öyle yapıyoruz ya,hay aksi(!)

        Kelime-i Şehadet…Ondaki hikmeti ve güzelliği ne kadar görebiliyoruz ki… ‘‘Eş hedu en la ilahe illallah…’’ diye başlayan bir Kelime-i Tevhid ve sonrasında gelen Kelime-i Şehadet…Önce Kelime-i Tevhid ile çıkmak gerek yola…Önce onu bir anlayıp kavramak,özümsemek,ne demek istediğini anlamak gerek..

        La ilahe illallah…

        Tevhid, Allah(cc)’ı kendi sıfatlarında birleyip,tek olarak görüp,yalnız O’na ibadet ve O’na kulluk etmek demek.Allah u Teala’nın yaradan,yoktan var eden,kader ve kazayı takdir eden, nimetleriyle rızıklandıran bir yaradan olduğuna inanmaktır tevhid.

Peki tevhidi anlamak için bu kadarı yeterli mi acaba?Mekke toplumundaki müşrikler bile biliyordu bunları.Fakat sadece bunlar,onların iman etmeleri için yeterli sebepler değildi.Çünkü onlar Allah’a putlarıyla şirk koşmaya devam etmişlerdi.

Açıktan olmasa bile,şu anki toplumumuzda da yok mu ki bu?Allah’ın hakkını gözetmeksizin eşe,anne-babaya,arkadaşa,çevreye itaat etmek…Çok kısa bir süre önce yaşadığım bir olaydan kesit vereyim,mesele daha iyi anlaşılacaktır eminim..Evli bir bayanla genç bir kız arasında geçen bir diyalog:

        -Genç kız yanındaki arkadaşının güzel,uzun,siyah feracesine özenerek bakıyor ve ‘Ben de ilerde bundan giyeceğim,belki de evlenince..’diyor.Evli bayan da şöyle devam ediyor, ‘-Ya kocan müsaade etmezse…’ Bunun gibi örnekleri çoğaltmak da ne yazık ki çok kolay..Eş,anne-baba,akraba için terk edilen Allah rızası.Rabbim böylelerine karşı dirayetli olmayı nasip etsin hepimize.

        Tevhid inancı, biraz önce saydığımız şeylerin üzerine,ibadetin de yalnız Allah için yapılması gerektiğine inanmaktır.Hiçbir ibadeti az da olsa,Allah’tan başkasına yapmamaktır ve,yasama ve diğer yetkileri de Allah’a ait kılmaktır.Tevhidin en unutulmuş şartlarından biri de bu belki…

        İnsanoğlu çok aciz bir varlık.Haşa,yoktan var edebilir mi,rızık verebilir mi,ya da Dünya ile Güneş’in hareketini sağlayarak gece ile gündüzü var edebilir ya da yağmuru yağdırabilir mi?Elbette ki hayır.Bizi Yaradan,her şeyi öyle güzel düzenlemiş ki,ihtiyacımız olan her şeye bir cevabı var,elhamdülillah.Peki bizim sadece yemeye,içmeye mi ihtiyacımız var?Bizim belli bir düzene,kanuna,korunmaya da ihtiyacımız var…Ama yook,(Haşa..) ‘‘Rabbim tamam yeter,sen yapacağını yaptın,biz kendi düzenimizi tutturup,kanunlarımızı da koyup,kendi kendimizi yönetir gideriz..Yağmuru yağdıramasak da,kanun yapmayı iyi biliriz(!)Sen bizleri korumaya çalışıyorsun,bütün kanunların aslında kullarının refahı ve ferahlığı için ama,yok yook,bizim yozlaşmış,pisliğe bulanmış bir düzenimiz varken, Allah kanunları da neyin nesi ki(!!!)…

        İlkokul hocam hep şöyle derdi bizlere, ‘‘Din sadece Allah ve kulu arasındadır.Bunu kimse bilemez ve kimse karışamaz.’’Çok sonra anladım ki,din sadece Allah’la kulu arasında değil,aslında her yerde olması gerekirmiş,geç fark ettim. ‘‘Din elden gidiyor’’ fetvaları bizlere sadistçe gösterilirken,şimdi anladım ki din gerçekten de elden gitmiş…

        İbn-i Recep (Allah ona rahmet eylesin) söyle demiştir:

        -Allah’ın hakimiyeti ‘‘La ilahe illallah’’ın gerçek manasının tamamını değil,sadece bir cüzünü oluşturur.Çünkü ibadette şirk koşan bir kimsenin,şeriatın hükmünü kabul etmesinin bir faydası yoktur.Şayet ‘‘La ilahe illalah’’ın manası,onların zannettiği gibi olsaydı,Resulullah(sav) ile müşrikler arasında herhangi bir mücadele olmaz,onlar da Resulullah (s.a.v) ‘e bağlanırlardı.Bunlar Arap lisanının ehli bir kavim oldukları için ‘‘La ilahe illalah’’ın putlara tapmayı reddettiğini ve sadece lafzı bir mana taşımadığını anlıyorlardı.Bundan dolayı da bu kelimeden nefret ederek uzaklaştılar ve şöyle dediler:-‘‘İlahları tek bir ilah mı kıldı?Şüphesiz bu çok acayip bir şey…’’(Sad\5) Allah(cc) onları şöyle vasfediyor:-‘‘Onlara La ilahe illallah denildiği zaman kibirlenir ve ‘mecnun bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz.’derlerdi.(Saffat\35-36)’’

        Tıpkı bir zamanlar, ‘‘Gökten indiği sanılan kitaplarla bu ülkenin yönetilemeyeceğini(!)’’ söyleyenlerin olduğu gibi…(Mustafa Kemal, 1 K asım 1937’de yaptığı son meclis konuşmasında bundan bahsetmiştir.)

        İşte bunun için giriş kısmında müslüman ve mümin arasındaki çizgiden bahsetmeye çalıştım.Tevhid inancı,bütün olmayı,karalı ve azimli olmayı gerektirir.Bu akidenin bozulması halinde de tam anlamıyla mümin olunamaz.İslam öyle güzel,öyle sağlam bir din ki,parçalanmayı ve bölünmeyi asla kabul etmez.Şöyle bir alıntıyla sonlandıralım yazımızı:

‘‘Kubbenin tepesini La ilahe illallah gibi düşünürsek,kubbenin duvarları da dinin ibadet,siyaset ve ahlakını teşkil eder.’’ya da Kur-an’ın hayranlık uyandıran benzetmesiyle tevhid; kökü toprakta sabit,dalları göğe doğru uzanmış,meyvesini bitiren mükemmel bir ağaç gibidir.(İbrahim Suresi\24)

        Rabb’im bizleri tam bir tevhid inancına nail eylesin inşallah…(AMİN)

        Dua ile…

        Öznur TOPRAKÇI\ 22

        15\8\2011

One response

  1. Değerli kardeşimize emeğinden dolayı teşekkür eder, ilim yolunda hayırlı adımlarla ilerlemesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.

    20 Ağustos 2011, 01:04

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s