-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-ÜMİTSİZ DEĞİLİZ ! YANLIZ KENDİMİZİ ARIYORUZ –

Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ın Adıyla başlarız .

Zira O’nun Adıyla başlanılan her iş bereketlenir. Tohumlar filize durur, filizler çiçeklenir.

Yeryüzünün olanca zulümlere  şahit olduğu bu zamanda , ümitsiz değiliz,Allah’ı unutmuş değiliz,fakat hatalarımızın ,sorumluluk bilincimizi hakkıyla kuşanmadığımızın acısıyla yüreklerimiz yanar. Yüreklerimizin şahididir gözyaşlarımız,

Nar içinde YAR’E adanmış dualarımızın “Şahidi’dir” Sema’lar”.

Evet bugün yeryüzünün neresinde bir Müslüman varsa orasında  bir acı var, gözyaşı var,kan var, zulüm var, esaret var,mücadele var …, her gün buna şahit olur yüreklerimiz.

Her geçen gün yeminli Şeytanlar , kendi varlıklarının ve hakimiyetlerinin  devamı için akıl almaz zulümlerini, entrikalarını, oyunlarını, planlarını Mü’minlerin ve mazlumların kanları üzerinden sahneye  sürmeye devam ediyor.

İnsanlık ve tarih şahittir ki;

Manâyı maddeye kurban ederek vahşi ihtiraslarının peşine düşenler, kan ve acıyla kazdıkları ihtiras çukurlarına ,gün gelmiş kendi varlıklarını gömmüşlerdir.

Yalnız uzak tarih değil ,yakın tarihte bunun örnekleriyle doludur.

İmansız gönüller , uçurumdan savrulan girdaplar  gibidirler.

Yüreklerinde merhamet ve vicdan titreyişlerini yitirmişlerdir.

Yüreklerinde merhametin ve vicdanın  titreyişlerini hissetmeyenler,

başkalarına karşı nasıl merhametli olabilirlerdi ki ?

İlahi sevgiden nasibini almayanlar yaşlı dünyanın bağrına ancak zulüm ve şiddet ekebilirlerdi .

Yüce Allah  her yerde ve her an ,Varlığını ,Birliğini ,Hikmetini,Gücünü,Lûtfunu göstermesine rağmen

bu caniler  ,insana olan ,tabiata olan ,eşyaya olan ,kutsala olan ….

“bakışın kulluğunu unutmuşlardı ”.

Oysa bilinmeliydi ki hilm,yumuşaklık ve adilce davranılan işlerden  sonuç alınabilirdi.

Fakat öfke , şiddet ve zulümle yoğrulan her iş hedefinden sapardı.

Bugün de yeryüzü  ,  Müstekbir ve Mustazafların amansız mücadelesine şahit oluyor ve bu şahitliğe bizde  şahit oluyoruz.

Her şahitlik bize şahit olmamızın sorumluluğunu da  beraberinde getiriyor.

 İşte Mü’minler sorumluluk bilincinin “bilincine” vardıkları ve bu sorumluluğu hakkıyla kuşandıkları

“O Gün” , insanlığın kurtuluş günü de yakın olacak demektir.

 Akibet her zaman zalime karşı mazlumdan  yana olmuştur.

Bunun en önemli şartı “İlahi Yardım”ın gelebilmesi için mustazafların İlahi Rıza’yı öncelemeleridir.

 Şu bir gerçektir ki;

 “Mü’minler ne zaman Kutlu Peygamber ve Ashabı gibi dünyalıkları arkalarına atarak İlahi Rıza uğruna mücadele ettilerse   , Yüce Allah’ta onları  hem dünya hem de ahiret kapılarını açarak nimetlendirmiştir.

 Ve fakat ne zaman ki İnananlar , Vahy’in Sormluluğundan uzaklaşarak dünya nimetlerine aldanarak şükrü ve gayreti unutup   maddeyi mânaya değil , mânayı maddeye kurban ettilerse,

Yüce Allah’ta onlardan , hem dünyanın  hem de Ukba’nın nimetlerinden  uzaklaştırmıştır.

” Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik.” A’râf Suresi -96

Zira bezm de ilerleyen milletler,

rezm de galip olamamışlardır.

Zahiren her ne kadar  galip gibi görünselerde içsel çöküntüler , sonlarının başlangıcı olmuştur.

İşte zulüm düzenlerin  duvarlarının çatırdağı ve mazlumların sorumluluk bilincini kuşanıp Kur’an’ı Mecîd  ile yeniden hayat buldukları  O Gün  İnşaAllah İnsanlığın kurtuluşu olacaktır

Evet belki bugün mağlup olduk fakat bu haksız olduğumuz anlamına mı gelir ?.

Şairin değimiyle;

“hakîr olduysa millet şânına noksan gelir sanma

yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten”

Ve önemli olan da cevherin cevher olduğunun farkına varması

ve bu hazineyi taşıyabilmesi değil midir?

İşte Mü’minlerin Yüce Allah’ın dinine yardım edecekleri o gün ,Yüce Allah’da Mü’minlere yardım edecek ve  zalimler Rabbimizin AZİZ ve MUNTEKİM ismine karşı mağlup olmaya mahkum olacaklardır.

Bu  vaad edilen Sünnetullah’ın kendisidir.

Duamız odur ki;

Rabbimizin varlık alemine yerleştirdiği bu yüce ve kutsal emaneti ehil olmayanların ellerine bırakmasın.

Yine Rabbimizden duamız odur ki;

Göklerin ,yerin  ve dağların dahi taşımaktan kaçındıkları bu  “Yüce Emaneti” önce yüreklerinde ve hayatlarında en güzel bir şekilde taşıyabilecek…taşımanın Aşk ve heyecanıyla O’nu gönüllerden gönüllere aktarabilecek Ümm gibi , anne gibi olabilmenin şefkat ve merhametini kuşanabilecek  İmamlar  ve Yürekli Havariler göndermesidir  ve duamız bizi de onlardan kılmasıdır.

 Amin Ya Mûin VE Ya Rabbulalemin

“Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. İnkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır”. Saf Suresi-8

 FECR ANASAYFA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s