-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-ABDÜLAZİZ BAYINDIR VE MUSTAFA İSLAMOĞLU HOCALARIMIZA-

Evet şu bir gerçek ki ,gerek Abdülaziz Bayndır ve Özellikle de Mustafa İslamoğlu Hocalarımızın sohbetlerinden her ne kadara istifade ettikse de seçimlerin arefesinde yapmış oldukları açıklamalar   maalesef mevcut Konjonktürel durumu kurtarma adına olmuştur .

Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyenler Kafirlerin ta kendileridir Maide Suresinin 44. ayetini te’vil eden Abdülaziz Bayındır Hocaya  ve bu te’vile benzer açıklamalar yapan  ve “Size oy vermeyin ,koyverin demeyeceğim” diyen Mustafa İslamoğlu Hoca’ya özetlenmiş cevabımdır.

Önce Subhanallah.

Ve yine binlerce  kez SubhanAllah derim.

Bu nasıl bir te’vil dir ?

Öncelikle ayette geçen hüküm ve karar ile ilgili  meseleyi bugün ki demokratik düzenleri savunanlara, bu uğurda çalışanlara  getiripte yanıltıcı te’viller yaparak demokrasinin havariliğini yapanları  temize çıkarmak  insaf ehli alimlerin yapabileceği  bir iş değildir.

Evet bilinen odur ki  Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen bir kişi Allah’ın hükmünü kabul edipte başka bir hüküm ile hüküm ederse evet o kişi  zalimdir.

Fakat bu meseleyi doğru anlayabilmek için  şu küçük misal örnek verebiliriz;

Öyle bir Hakim   düşünelim ki gafleti ve hevasına tabi olması gereği  yapılan bir hırsızlık cezasında İslam’ın emrettiği had cezasını uygulamıyor ve fakat bu cezaya karşı daha hafif bir ceza uyguluyor. Allah’ın indridiklerine inanıyor fakat verdiği bu  kararda o an İslam’ın hükmü ile hüküm vermeyerek nefsine tabi oluyor.. Evet bu kişi zalimdir.

Bu meseleyi  ferdi olarak görmeyip sistemler bazında değerlendirerek yorumlamak  son derece yanlıştır.

Bugün demokrasi İslam Nizamı ile mücadele eden, O’nu sadece camilere ve gönüllere hapsedip kendi varlığını tüm dünyaya hakim kılmaya gayret gösteren bir sistemdir ve unutulmamalıdır ki  bu sistem ancak bağlılarının gayret ve çalışmalarıyla  ayakta kalabilir.

Bu bağlamda bütün insanlara karşı zahiren küfrün yasalarını yıkacağına değil de  koruyacağına and içen, laikliği diline vird edinmiş ,her fırsatta laiklik vurgusu yapan, demokrasinin kalkınması için hayatlarını vakfederek gece gündüz çalışanlar  , içki, zina , eşcinsellik ve türlü melanetlerin yasalaşması için imza atanlar ve İslam Nizamın ağızlarına almaktan şeytandan kaçar gibi kaçanlar ve ;

“Biz dini esasa dayalı bir devlet anlayışına karşıyız diyen” demokratik ve laik sistemin koruyuculuğuna soyunmuş bu kişiler hâla nasıl Müslüman olarak kalabilir.

Hüküm noktasında  şu üç görüşü tekrar hatırlatalım;

   İFRAT TARAFTARLARI;   Bunlar, Haricilerdir. Bunlara göre bütün günahlar küfürdür ve aynı derecededir. Dolayısıyla günah işleyen herkes bu ayetin  kapsamına girmekte ve kafir olarak nitelenmektedir. Nitekim bunlar, Cemel ve Sıffın Savaşlarına katılanları, Ali ve Muaviye askerlerini ve yine cüz’i anlamda yukarıdaki ayetin kapsamına girenleri de tekfir etmektedirler. Çünkü onlara göre ayet, ancak büyük küfre delalet etmektedir.

TEFRİT TARAFTARLARI;Bunlar, Mürcie’dir. Bunlara göre günahı helal görmedikçe veya inkar edip yalanlamadıkça, hiçbir şekilde Allahu Teala’nın indirdiği ile hükmetmemek, bilinen anlamıyla büyük küfür değil, olsa olsa küçük küfürdür derler.

Mürtekib-i kebîre hakkında benimsemiş oldukları mu’tedil kanaatle yetinmeyip, “bu konuda verilmiş hükmü aşarak imanla beraber günahın da bir zarar vermeyeceğini kabule gitmişlerdir”

M.Ebu Zehra, İslam’da Siyasî ve İtikadî Mezhepler Tarihi, Çev. E. Ruhi Fığlalı, Osman Eskicioğlu, İstanbul S.168

(eş-Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, Beyrut 1975, I/139).

 Bu kişiler  de bir öncekiler gibi, bid’at ve dalalet ehlidir.

 ORTA YOLDA OLANLAR; Bunlar ise, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’tir. Bunlara göre ayet, zahirine göre hamledilmekte olup herkes, ayetin kapsamına girdiği ölçüde ayetin hükmüne dahildir.

Yani bir kişi kalbi iman ile dolu olduğu halde bir uzvun kesilmesi veya ölümle tehtid edilmediği sürece küfrü içeren bir söz söylerse o kişinin kalbine bakılmaz küfre düştüğüne  hükmedilir.

– Seyyid Kutub: “Hem iman etmek, hem de Allah’ın şeriatındaki hükmü terk etmek ya da söz konusu hükmü kabul etmemek… Bu iki olgunun bir arada olabileceğini düşünmek, kesinlikle olası değildir. Kendilerinin ya da başkalarının “mümin” olduklarını ileri süren, ancak yaşamlarında Allah’ın şeriatına göre hüküm vermeyen ya da kendilerine söz konusu şeriatın hükümlerinin uygulanmasını kabul etmeyen insanlar vardır. Bu tür insanların yaptığı, sadece bir aldatmacadır. İşte böylesi aldatmacılara yeltenenler, sonuçta Kur’an’ın şu ayetine toslamaktadırlar:

“Onlar, kesinlikle imansızdırlar.” Bu mesele, sadece, yöneticilerin Allah’ın şeriatına göre hükmetmemeleri ile değil, aynı zamanda yönetilenlerin, Allah’ın hükümlerine rıza göstermemeleri ile de doğrudan ilintilidir. Çünkü böyle bir durumda yönetilenler de, her ne kadar dilleriyle inanmış olduklarını söyleseler de sonuçta, iman çerçevesinin dışına çıkacaklardır.”

Salah Savi: “Bugün günümüz toplumlarının durumu apaçık bir şekilde İslam’ı inkar durumudur. Bunun sebebi ise İslam’ın devlet işleri ile bağını kesmeleri, İslam şeriatinin öğretilerinin devlet işlerini düzenlemesine engel olmaları ve parlamentolarda mutlak olarak teşride bulunmalarıdır. Bizler bugün yönetim ve mutlak teşri yetkisini parlamentolarına tahsis eden, hakimiyet yetkisinin parlamentoların hakkı olduğuna inanan bir toplumla yüz yüzeyiz.

Artık onlar için helal parlamentolarda helal görülen, haram ise yine bu beşeri parlamentolarda haram görülendir. Parlamentolar neyi emretmişse vacip olan odur. Parlamentoların çıkardıkları kanunlar hayat nizamıdır. İşte günümüz toplumlarının yüz yüze kaldığı İslam’ı inkar durumunun sebepleri bunlardır.”

 Ayetlerde ve Rasul’ü Zişanın hayatında varlık gösteren temel prensip şudur ki Hakk Hakk’tır batıl batıldır.

Hakk ehli olanlar Hakk’ın Hakimiyeti yolunda

mücadele ederler batıl ehli ise batıl sistem ve düzenlerinin hakimiyeti yolunda mücadele ederler.

Evet Müslüman siyesetten uzak değildir fakat bu siyaset metodu ayetlerin iznine bağlı olup kimsein keyfine göre te’vil edilemez .

Bunun ötesinde te’vil ve yorumlara gidenler ya İslam’ın ruhunu anlayamamış yada mevcut konjektürel sistemi arkalarına alarak varlık göstermeye çalışan kimselerdir.

Yine bu bağlamda Hudeybiye Antlaşması, Ehveni Şer …gibi mazeret ileriye sürenlere Ahmet Kalkan ve Mehmet Pamak Hocalarımızın yazılarını okumalarını tavsiye ediyoruz.

  https://fecr1.wordpress.com/2011/05/24/ilac-gibi-yazilar-demokrasiyi-ve-oy-vermeyi-savunanlarin-curuk-argumanlari-1/

https://fecr1.wordpress.com/2011/05/29/islamsiz-adalet-arayisi-emperyal-projelerle-ortusmektedir/

FECR ANASAYFA

One response

  1. fikret

    Ey müslümanlar :günümüzde cansız putlarla bizleri artık kandıramayan seytanlar demokrasi ,laiklik gibi idolojileri denemektedirler,sanırım başarılıda oluyorlar,Eğer yukarıdaki yazıyı dikkate alır,Kur’ana sımsıkı sarılırsak Allahın izniyle şeytan ve askerlerinin şerrinden ancak o zaman emin oluruz.

    12 Haziran 2015, 17:40

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s