-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-MUTTAKİ TOPLUM-ŞİFA YAZILARI

Allah`a kullukta karar kılan bizler, bu kulluğun nasıl seyrettiğini sürekli sorgulamak durumundayız… Kulluğu zedeleyecek tüm olumsuzluklara karşı bir duyarlılık ve kararlılık kaçınılmaz bir görevdir… Yani hayatı kul-Allah ilişkisi bağlamında değerlendirmek ve sürdürmek gerekiyor.

Bunu nasıl gerçekleştirebiliriz?

Kulluğun teminatı takvadır…

Ancak birçok kavramda olduğu gibi takva da bağlamından koparılmış, içi boşaltılmış, mistik bir yaşamın gereği gibi algılanmıştır… Bu yanlış algının sonucu; ibadette şekilcilik, mücadelede yüzeysellik, söylemde sloganilik, eylemde ruhsuzluk öne çıkmıştır…

İslami yaşamlardaki keyfiyetsizliği ve ciddiyetsizliği başka türlü nasıl izah edebiliriz?

Müslümanlara sirayet eden bir salgından bahsedebiliriz; laubalilik, laçkalık, lakaytlık, laytlık…

Bu savrulmanın sebebini sorgulamak zorundayız…

Sorumluluk şuurundaki sulanma vahim sonuçlara sürüklüyor… Dinde görünürlülük, şekilcilik, yüzeysellik, laubalilik kabul görürken, dinin özünden ve esasından bir kopuş yaşanıyor…

Canının istediği gibi yaşamaya alışan Müslümanlar Allah’ın isteklerini sürekli erteliyorlar…

Dindarlığı olmayan bir dincilik anlayışı revaç buluyor…

Mensubiyet duygusu, mesuliyet bilinci, temsiliyet ruhu, aidiyet şuuru günbegün aşınan bir durumla karşı karşıyayız…

Kulluğu koruma, kollama ve sürdürme hassasiyeti sürekli zayıflarken ne yapmalıyız?

Bu modernleşme ve dünyevileşme kasırgasına karşı mutlaka bir korunma yoluna girmeliyiz… Bunun için engin bir takva iklimine açılmamız gerekmektedir…

İslam’ın koruyucu ve kuşatıcı zırhına sığınmadan bunu gerçekleştirmek mümkün değildir…

O halde takva nedir?

Allah’ın azameti karşısında kulluk sorumluluğu ile hareket etmektir…

Yaratıcımız, yaşatıcımız olan Allah’ın belirlediği esaslar çerçevesinde yaşamı sürdürmektir…

Her işte Allah’ı hesaba katma hassasiyetidir…

Gündeminden ve gönlünden Allah’ı hiç çıkarmama gayretidir… Samimiyet arzıdır… Sadakat sunumudur…

Takva, Allah’ın “dur” dediği yerde durmaktır…

“Ol” dediği gibi olmaktır…

“Öl” dediği şekilde ölebilmektir…

İmandan sonra derin bir şuur, uyanık bir anlayış, Allah’a karşı ciddi bir sorumluluk bilincidir…

Takva bir yaşam biçimi, hayat modelidir…

İslami yaşamdaki titizlik, kararlılık, tutarlılık, duyarlılık kalıcı bir kulluğun güvencesidir. Bunun ismi ittikadır…

Tevhid, takvanın korumasında değilse risk altındadır.

Kısacası takva; Allah’a odaklanmaktır… Allah’a zaman ayırmaktır… Allah ile meşgul olmaktır… Allah gündemli bir hayatta karar kılmaktır…

Kaytarmadan, kaypaklaşmadan, işi kitabına uydurmadan sadece Allah’a kulluk endişesi ile kalan ömrü tamamlayabilmektir…

Biliyoruz ki; Allah katında en şerefli olanımız takvası en çok olanımızdır… Bilgisi, becerisi, başarısı, ameli, çevresi, serveti, kuvveti, itibarı en çok olanımız değil, takvası en çok olanımızdı…

İlahi ölçekte kalite göstergesi, takvadır…

İttikası olmayan iktidarın sonu istikbardır…

İttikası olmayan iktisadın sonu istiğnadır…

İttikası olmayan gücün sonu intikam ve imhadır…

Takvadan kopuk bir özgürlük azgınlaştırır…

Takvadan yoksun bir bilim başa beladır…

Takva ile tanışmayan akıl şaşkın ve şımarıktır…

Doğrusu entelektüel birikim, akademik donanım, kültürel kazanım, sosyal statü, siyasal güç hepsi bir yana… İşin özü ve özeti, takvadır…

Kurallar, kanunlar, koşullar, hiyerarşik yapılar, organik ilişkiler, örgütsel işleyişler takva ile mayalanmamışsa ruhsuz, güvensiz ve gönülsüz bir dünyaya bizi mahkûm kılar…

Takva temelli bir denetim ve disiplinler verimli ve kalıcıdır…

Modern zamanların boğucu, batırıcı, bitirici, bozucu etkilerine karşı hakkıyla takvaya şiddetle ihtiyacımız var…

Adımlarımız, atılımlarımız, açılımlarımız takva çıkışlı olmalıdır…

Yapılanma, örgütlenme, kurumsallaşma, kadrolaşma, kitleselleşme de temel taşıyıcı dinamizmin takva olduğunu; koruyucu, kaynaştırıcı ve kardeşleştirici asli unsurun da takva olduğunu unutmamak gerekir…

İttifak arayışlarımızın netice vermesini istiyorsak önce ittika dememiz lazım…

Hülasa, hevaya değil, takvaya dayalı bir hayat…

Ruhun açıklğını, kalbin açlığını, hayatın açığını gidermek için libas-ü takva/takva örtüsü ve zadü takva/takva azığı diyoruz…

İnkişaf için, itminan için, inşirah için illa ittika…

Hayatın her anına ve alanına takva sinmeli… Takva kokmalı… Takva saçmalı… Takva solumalı…

Bugün ümmetin muttaki aydınlara, mücahit âlimlere, mütevazı kadrolara, mutedil kitlelere şiddetle ihtiyacı var…

Unutmayalım ki; tevhid Allah’ı birlemektir…

Takva; Allah ile birlikte olmaktır…

Vahdet; Allah’ı birleyenlerin birlikte yürümeleridir…

“Akıbet muttakilerindir.”

RAMAZAN KAYAN

One response

  1. Ahmet Şanal

    Allah’ım razı olsun.Dualarınız kabul olsun ve hayırlı günümüz Cuma günün kutlu olsun.Amin Allah’ıma emanet olun inşallah…

    03 Haziran 2011, 05:25

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s