-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-BİN YILLIK KARANLIK ÇAĞ SADECE AVRUPA İÇİN GEÇERLİDİR-

 

Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Salim Al-Hassani, bin yıllık karanlık çağın sadece Avrupa için geçerli olduğunu ifade ederek, “Avrupa dışına bakıldığında bir altın çağ var. . Bu altın çağı yaşayan ülkelerin başında Türkiye, İspanya, Çin, İran, Mısır ve Kuzey Afrika geliyor” dedi.

Al-Hassani, yaptığı açıklamada, batının İslam medeniyetini görmeyişinin bir çok önemli sebebinin olduğunu söyledi. İcatlarla ilgili basılmamış 5 milyon, basılmış ise 50 bin eser bulunduğunu ve bunların değişik dillere tercüme edildiğini anlatan Al-Hassani, batının İslam medeniyetini görmeyişinin asıl nedeninin bu olduğunu vurguladı.

Avrupa’daki bazı tarihçilerin, karanlık çağın Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ve Rönesans’ın başlamasından sonra meydana geldiğini söylediklerini ifade eden Al-Hassani, “Bu bin yıllık karanlık çağ sadece Avrupa için geçerli. Avrupa dışına baktığımızda bir altın çağ var. Bu altın çağı yaşayan ülkelerin başında Türkiye, İspanya, Çin, İran, Mısır ve Kuzey Afrika geliyor” dedi. “Bizim isteğimiz, unutulan bu eserlerde yer alan bilgilerin Avrupa, Amerika, Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerdeki eğitim müfredatına girmesi, özellikle fen ve matematik alanlarını zenginleştirmesidir” diye konuşan Al-Hassani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1001 İcat Sergisi’nde olduğu gibi unutulan bu bilgileri yeniden gündeme çıkarmak, farklı kültürleri bir araya getiriyor ve insanların sosyalleşmesine katkıda bulunuyor. Değişik yaş gruplarından, dinlerden ve uluslardan insanlar bu sergide bir araya geliyor. Batı, İslam Medeniyetinin yaptığı icatlardan da esinlenmiştir. İnsanlar Müslüman olsun olmasın, özellikle mucitler birbirlerinin yaptıkları buluşlardan esinlenirler. Zaten tarihe baktığınızda, Çin’den İspanya’ya kadar Müslüman devletlerinin hükümranlığı söz konusuydu. Bin yıllık süreçte bir çok icat oldu, dolayısıyla esinlenme de olmuştur. İcatların yapıldığı dönemlerde, Müslüman olan ve olmayan mucitler birbirleriyle diyalog halinde bu icatları geliştirmişlerdir. Bu geliştirmeye çalıştıkları icatlar, daha önceden temeli atılmış icatlardır. Müslümanlar, bu icatları tercüme etmişler ve üzerlerine ekleme yaparak geliştirmişlerdir.”

“1001 İcat Sergisi”nde, icatları ele alarak insanlara eğlenceli bir şekilde sunduklarını bildiren Al-Hassani, özellikle çocukların eğlenerek öğrenmelerini hedeflediklerini belirtti. Al-Hassani, günümüzde kullandığımız bir çok elektronik aletin, kökeninin aslında Avrupa’dan değil Müslüman ülkelerden geldiğini genç nesile anlatmak amacıyla sergiyi açtıklarını dile getirdi. Al-Hassani, bin yıllık karanlık çağın sadece Avrupa için geçerli olduğunu ifade ederek, “Avrupa dışına bakıldığında bir altın çağ var. . Bu altın çağı yaşayan ülkelerin başında Türkiye, İspanya, Çin, İran, Mısır ve Kuzey Afrika geliyor” dedi.

Geçmiş zamanlarda Müslüman mucitlerin, Müslüman olmayan mucitlerle beraber galaksinin oluşumu konusunda çok detaylı araştırmalar yaptıklarını ifade eden Al-Hassani, dünyanın yuvarlak olduğunu, güneşin etrafında döndüğünü ve galaksilerin olduğunu birlikte keşfettiklerini söyledi.

Karanlık çağda bir çok icadın yapıldığını belirten Al-Hassani, “Saat ve otomatik makine kavramının babası sayılan ünlü mucit El-Cezire, yaşadığı dönemin Diyarbakır’ında hüküm süren Artuklu hanedanının sultanları için çok sayıda saat üretmiş. El-Cezire’nin en etkileyici eserlerinden biri olan ‘Fil Saati’, Arşimet’in ilkelerini ve Hintlilerin su saati mekanizmasını harmanlayan bir tasarımdı” dedi. Batının İslam medeniyetine karşı bir ayrımcılığının olmadığını, icatların eskiden beri hem Müslüman, hem de Müslüman olmayan mucitlerin bir araya gelerek oluşturulduğunu anlatan Al-Hassani, “Fas’ın en iyi üniversitesi olan yapı, Fatıma El-Fihrî adındaki genç bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bu gerçekten de harika bir olaymış ve bu örnekle geçmiş zamanlarda ayrımcılığın söz konusu olmadığını da anlamış oluyoruz. Bu tür insanlığa faydalı icatları, Müslüman ya da Müslüman olmayan biri, yapsın bundan mutluluk duymalıyız” dedi.

Al-Hassani, Müslüman gençlerin iyi bir mucit, mühendis ve fenci olabilmek için batıya yöneldiklerini ve bu gençlerin tarihte yaşayan mucitlerin dayanışmasından örnek alması gerektiğini ifade ederek, gençlerin, inançlarıyla bilime daha çok sarılmaları gerektiğini kaydetti. Al-Hassani, İslam medeniyetinin altın çağını yaşadığı 7 ile 17. yüzyıl arasındaki bin yıllık tarihi süreçte bilim ve teknolojik gelişmelerin aktarıldığı “1001 İcat” sergisini Türkiye’ye getirmişti.

El Cezeri,  Ebü’l-İzz bin İsmâil bin Rezzaz

“Dünyanın ilk programlanabilen insansı robotunun mucidi,  iddia edildiği şekilde Leonardo Da Vinci‘ye ait değil, Cizreli El-Cezeri’ye ait olduğunu”  biliyor muydunuz?

EL CİZİRÎ______________________________________

 

el cezeri

1136 yılında Cizre’nin Tor mahallesinde doğmuştur Kürt kökenlidir. Artuklu Sultanı Sukman bin Artuk’tan ilgi ve destek görmüş ve 1181 yılından itibaren Artuklulara hizmet etmiştir. Cezeri, bilim ve teknoloji tarihinde yaptığı olağanüstü buluşlarla tanınmaktadır. 

Sibernetik alanın en büyük dahisi kabul edilen, fizikçi, robot ve matriks ustası bilim insanı İsmail Ebul İz Bin Rezzaz El Cizirî 1233′te Cizre’de öldü.

İsmini de yaşadığı şehirden alan El-Cizirî öğrenimini Kürt Medresesi Camia’da tamamlayan İsmail, burada fizik ve sibernetik alanlarında yoğunlaştı ve halen kullanılmakta olan ve aşılmamış onlarca buluşa imza attı.

Batı literatüründe M.Ö. 300 yıllarında Yunan matematikçi Archytas tarafından buharla çalışan bir güvercin yapılmış olduğu belirtilse de robotikle ilgili bilinen en eski kayıt, da El Ciziri´ye âittir.

Dünya bilim tarihi açısından bugünkü sibernetik ve robot biliminde çalışmalar yapan ilk bilim adamı olan El Cizirî, “Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap” (El Câmi-u’l Beyn’el İlmî ve El-Amelî’en Nâfi fî Sınâ´ati’l Hiyel) adlı eserinde ortaya koydu. 

50’den fazla cihazın kullanım esaslarını, yararlanma olanaklarını çizimlerle gösterdiği bu olağanüstü kitapta Cizirî, “Tatbikata çevrilmeyen her teknik ilmin, doğru ile yanlış arasında kalacağını” söyler. Bu kitabın orijinali günümüze kadar ulaşamadıysa da, bilinen 15 kopyasından 10’u Avrupa’nın farklı müzelerinde, 5 tanesi Topkapı ve Süleymaniye kütüphanelerinde yer almaktadır.

Kısaca Kitabül Hiyel adıyla bilinen eseri altı bölümden oluşur. Birinci bölümde binkam (su saati) ile finkanların (kandilli su saati) saat-ı müsteviye ve saat-ı zamaniye olarak nasıl yapılacağı hakkında on şekil;

ikinci bölümde çeşitli kap kacakların yapılışı hakkında on şekil, üçüncü bölümde hacamat ve abdestle ilgili ibrik ve tasların yapılması hakkında on şekil; dördüncü bölümde havuzlar ve fıskiyeler ile müzik otomatları hakkında on şekil;

beşinci bölümde çok derin olmayan bir kuyudan veya akan bir nehirden suyu yükselten âletler hakkında 5 şekil; 6. bölümde birbirine benzemeyen muhtelif şekillerin yapılışı hakkında 5 şekil yer alır.

Teorik çalışmalardan çok pratik ve el yordamıyla ampirik çalışmalar yapan Cizirî’nin kullandığı bir başka yöntem de yapacağı cihazların önceden kâğıttan maketlerini inşa edip geometri kurallarından yararlanmaktı.

İlk hesap makinesinden asırlar önce aynı sistemle çalışan benzer bir mekanizmayı, geliştirdiği saatte kullanan El Cizirî, sadece otomatik sistemler kurmakla kalmamış, otomatik olarak çalışan sistemler arasında denge kurmayı da başarmıştı.

Cizirî, otomatik kontrollü makinelerin ilki sayılan Jacquard’ın otomatik dokuma tezgahından 600 yıl önce değişik haznelerdeki suyun seviyesine göre ne zaman su dökeceğine, ne zaman meyve ve içecek sunacağına karar veren otomatik hizmetçiyi geliştirdi.

Bâzı makinelerinde hidro mekanik etkilerle denge kurma ve harekette bulunma sistemine yönelen El Cezeri, bâzılarında ise şamandıra ve palangalar arasında dişli çarklar kullanarak karşılıklı etkileme sistemini kurmaya çalıştı.

Kendiliğinden çalışan otomatik sistemlerden sonra su gücü ve basınç etkisinden yararlanarak kendi kendine denge kuran ve ayarlama yapan dengeyi oluşturması, Cizirî’nin otomasyon konusundaki en önemli katkısıdır.

Fizikçi ve Mekanikçi Bediuzzaman El-Cizirî‘nin diğer bir eseri de Diyarbakır Ulu Camii’nin ünlü Güneş Saati’dir. Bugün sibernetiğin ve bilgisayarın ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilen Ebû’l İz El Cizirî, Cizre’de öldü.

BİLGİSAYARIN  BABASI:

El Cezeri, bilgisayarın babası kabul edilen İngiliz matematikçi Charles Babbage´den (1792- 1871) tam 6 asır önce aynı sisteme dayalı otomatik âletler yapmış ve bunları çalıştırmıştı. El Cezeri‘den 8 asır sonra gelen ve sibernetiğin öncülerinden sayılan İngiliz Prof. Ashby Ross, ancak 1951´de “üstün denge durumu”nu ortaya atıp bu sistemden söz edebilmişti.

Sibernetik ve otomatik sistemi; Fransızlar Descardes ve Pascal´la, Almanlar Leibniz´le, İngilizler de R. Bacon´la başladığını söyleseler de aslında sibernetik ve bilgisayar fikrini ortaya koyan ve bilim dünyasına kazandıran ilk bilgin El Cezeri‘dir. Otomatik olarak çalışan sistemler arasındaki dengeyi o kurdu. 

Günümüz fizik ve mekanikçileri “ısı etkisiyle haberleşerek denge kurma” sistemini, ilk olarak J. Watt´ın 1780 de regülâtörü keşfiyle başladığını söylerler. Halbuki, bunun da yine Cezerî´ye dayandığını, onun ünlü eseri Kitâbü´l Hiyel´in(2) 171. sayfasındaki şekilde açıkça görüyoruz. Burada regülâtörün bir şekli, bir kuşun hareketiyle karşılıklı haberleşerek ayarlanmaktadır.

Prof. Kazım Çeçen, bu eserin mühendislik açısından da çok büyük değer taşıdığını, bugün bile takdirle karşılandığını belirtir. El Cezeri‘nin eserleri sadece otomatik sistem değil, aynı zamanda mimarî alanda da kendini göstermektedir. Köprüler, hanlar, hamamlar gibi eserlere de imza atmıştır. 

El CezeriKitâbü´l Hiyel´in hazırlanışını şöyle anlatır:
Bismillahirrahmanirrahim. Allah´ım, rahmetinle kolaylaştır. Gökleri yaratan, yerlere hikmetinin sırlarını yerleştiren Allah´a hamd ve sena olsun.

Göklerde ve yerde ne varsa, O´nun âleminin bir nüshası ve Allah´ın büyüklüğünün açık delilidir. Allah´ın öğrettiğine hamd ederim ve O´ndan ilim nimetinin daha fazlasını isterim. Bu isteğim, onun hikmetine vakıf olmak maksadıyladır.


Allah´ın ihsanlarını ve nimetlerini karşılayacak kadar çok hamd ederim
.

İnsan neslinin en şereflisi olan Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm´a, âline, ashabına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun.  Önceki bilginlerin eserlerini inceledim; dağınık bilgileri tasnif ettim. Nihayet nakillerden kurtuldum. Problemlere kendi gözümle bakabildim. Israrlı çalışmalar sonunda bu değerli fende ilerlemeye başladım.

Zamanla çabalarımın semeresini almayı ve birçok fenleri meydana çıkarmayı başardım. Fakat öyle güçlüklerle karşılaştım ki, emeklerimin heba olmasından korktum. Sonra çalışmalarımı Diyarbakır Meliki Ebü´lFeth Mahmud´a arz ettim. O, ´Bunca emeği zayi etme! Yapılan bu değerli plan ve çizilen şekilleri içine alan bir kitap yaz.´ dedi.


Bütün gayretimi sarf ederek yazdım. Nihayet 6 bölüm ve 50 şekilden oluşan bu eser meydana geldi. Şekillerin keyfiyet, kemiyet ve çalışmaları hakkında yeterli izah yazdım. Kolay anlaşılması için onları harflerle belirttim.”

el ceziri su makinası water device

Eserin Özellikleri:
Eserde otomatik cihazlar, kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler, otomatik saatler, ele su döken robot insan ve mühendislikle ilgili birçok âletlerin plân ve işleyiş şekilleri hakkında bilgiler verilmiş. Kitaptaki şekil ve sistemler incelendiğinde El Cezeri‘nin aynı zamanda büyük bir su mühendisi olduğu görülür.

Kitap, kısmen ve ilk defa E.Wiedemann ve F.Hauser tarafından Almanca´ya çevrilip 1908-1921 seneleri arasında yayınlandı. 1974´te Donald R.Hill, eserin tamamını İngilizceye tercüme edip bastırdı.

Su Gücünü Kullanma :
El Cezeri devrinde elektrik yoktu. Yaptığı cihazları su gücü ve yerçekimi gücüyle çalıştırdı. O çağda suyun azlığına, imkânların kıtlığına rağmen çok güzel hidromekanik sistemle çalışan makineler yapmış olması, onun sibernetik sahasındaki şöhretini göstermektedir.

Bu gün motorlu vasıtalarda kullanılan kırank milini ilk defa El Cezeri kullanmıştır. Ve tarihten gelen yüksek mühendisliğin El Cezeri‘de zirveye ulaştığını görüyoruz. Eserde metal döküm tekniğine ait bilgiler, çağları ve çağdaşlarını aşan çok ileri bir mühendislik seviyesini belgelemektedir. 

Büyük bir kısmı bugünkü Avrupa mühendislik terminolojisine giren makine parçaları üzerine yaptığı çalışmaların en önemlileri şunlardır: 

  • Konik vanalar,

  • kapalı kum kutularında pirinç ve bakır dökümü,

  • tekerleklerin balansı,

  • ahşap şablon kullanılması,

  • âletlerin kâğıttan maketlerinin yapılması,

  • gerçek anlamda emme borusunun kullanılması vb.

Bunların bir kısmının asırlar sonra Avrupa´da âdeta yeniden keşfedilmesi bilinen tarihî bir gerçektir. Kum kutuları ile döküm Avrupa´da 1500 yıllarında başlamıştır.
Tarihî kaynaklar, buharlı otomatik sistemleri 1780 yılında İskoçyalı mühendis James Watt tarafından icat edildiğini belirtir. Halbuki buharlı otomatik sistemler J.Watt´an tam 780 yıl önce yani 1206´da ilk defa El Cezeri tarafından gerçekleştirilmiştir.

Cezerî´nin makinelerinden sadece biri, su çarkı ile işleyen tulumba, modern mühendisliğin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Onun su saatlerinden biri, Dünya İslâm Festivali için Londra Bilim Müzesi´nde, diğeri de İstanbul Teknik Üniversitesi´nde yeniden yapılıp çalıştırıldı.
Dünyaya parmak ısırtan El Cezeri ve eseri hakkında ülkemizde ilk defa değerli araştırmacı İ.Hakkı Konyalı söz etmiş ve Diyarbakır´da çıkan “Kara Amîd” dergisinin 1969 yılı 5. sayısında “8 asır Önce Türk Sarayları Makineleşti” başlıklı bir yazı kaleme almıştı. 

Artukluların saraylarında otomatik makineler (robotlar, insan gibi yürür, misafirleri karşılar ve şerbet ikram ederdi) kullandığını nakledip, bu tarih, kültür ve sanat hazinesine ilgililerin dikkatini çekmişti. 

İngilizce yayınlanan Nature dergisi de Mart 1974 sayısında El Cezeri‘yi ele almış, Kitâbü´lHiyel´deki bir şekli kapağına koymuş ve şu satırlara yer vermişti: “12. yüzyılda Müslüman Mühendisliğin doruğuna erişmiş El Cezeri”

Kitâbü´l Hiyel´in bir nüshası 1978 yılında Londra´da Hagop Kevorkyan Vakfı tarafından 16000 sterline satın alınmıştı. Eseri, başta Almanlar olmak üzere birçok batılı araştırmacı inceledi. Uzun etütler, makaleler yazıldı, kritiği yapıldı. İngilizce özeti ve Arapça olarak basıldı. 

El Cezeri´nin eseri üzerinde Alman´ı nice profesörüyle uzun incelemeler yapar; İngiliz´i, bir nüshasını nice milyara satın alırken, maalesef kendi bilginimizin bu bîhemtâ eseri Türkçeye tercüme edilmedi. Bu yüzden otomatik makinelerin çalışması hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. El Cezeri‘nin eserinde tarif ettiği makinelerden bir kısmı Wiedemann tarafından yapılıp işletildi. Bu makineler hâlen Almanya´daErlangen Üniversitesi´ndedir. Bu gün İngiliz ve Amerikalı bilginler de bu makinelerden faydalanıp yeni eserler yapma çabasındalar.
Bilginimiz Ebü´lİz´i zamanında mühendislerimize tanıtsaydık, bilgisayarı batılılardan çok önce geliştirmiş olacak ve bugün onu elde etmek için yığınla servet ödemek zorunda kalmayacaktık.
Evet, sibernetiği kuran, ilk robot yapıp çalıştıran, bilgisayarın babası El Cezeri‘yi rahmet ve şükranla anıyoruz.

Kitab-ül Hiyel´den Alıntılar:

  • Otomatik Kuşlar

  • Filli su saati

  • Otomatik yüzen kayık ve çalgıcılar

  • Birb

  • Dört çıkışlı iki şamandıralı otomatik sistem

  • İki bölümlü testi (termos)

  • Otomatik su akıtma, ikramda bulunma ve kurulama makinası

  • Su çarkı kepçe

  • Motor-kompresör mekanizması

  • Su çarkı su dolabı


Daha fazla : El Ceziri robotik biliminin babası Ebul İz El Cezeri, İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezerî’nin hayatı – BilimAdamları Arşivi Elektromania.net http://www.elektromania.net/default.asp?tid=916#ixzz1IHkzIVfS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s