-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“KADIN ORADAYDI”HZ.AYŞE”-ACI HABER- HZ.OSMANIN KATLİ (SON BÖLÜM)

KUŞATMA

İki hafta sürdü musahara ve Osman’ın katl haberi Mekke’ye ulaştı.Ayşe inanamıyordu. Sonucun bu denli korkunç olacağını kestirememişti. Olanlar ayrıntılarıyla anlatılınca Ayşe dehşete düştü. Hayatında hiç duymadığı bir acı çöreklendi içine. Bunu ne Peygamber ne babası öldüğünde hissetmişti.Ümmetin başına nasıl bir kabus çökmüştü.

Bu gözü dönmüş insanlar gerçekten Müslüman olabilir miydi? Bir Peygamber dostuna defalarca hançer saplayacak kadar ne zaman taşlaşmıştı bu kalpler?

Daha Peygamber aralarından ayrılalı  ne kadar olmuştu ki…

Bunu yapanlar emellerine ulaşmak için daha kötülerini yapmaktan da çekinmeyecekti elbet. Sonra Ayşe’nin asla cevaplayamadığı “soru” kuruldu oturdu, bir daha hiç çıkmamak üzere zihnine… Peygamber’in ayağa kalkarak karşıladığı Osman’ı acaba koruyabilir miydi? Buna gücünün yeteceğini düşünmemişti. Yeter miydi? Ama şimdi sessiz kalmak; bunu yapamazdı. Bunu yapmak fitnenin ortalıkta elini kolunu sallayarak gezmesine izin vermek demekti.

Anne meydana çıkmalıydı…

İLK KARŞILAŞMA

Kargaşanın ortasında Ali halife seçilmişti. Ayşe Medine’ye gitmek üzere harekete geçtiği halde kaynayan fitneden endişe ederek geri döndü. Ancak Osman ın kanının hesabının sorulması gerektiği konusunda kararlıydı. Bunu yapmalı ve fitne ortadan kalkıncaya kadar sözünün arkasında durmalıydı. Birgün Mekkede etrafinı saran kafaları iyice karışmış topluluğa sesIendi:”…Onlar kutsal kan akıttılar, kutsal kente saygısızlıkta bulundular,kutsal bayraklara el koydular, kutsal ayı (hürmetsizce)kirlettiler. Allah için onlar Osman’ın tırnağı bile olamazlar.Onlarla ilişki kurmayarak kendinizi emniyete alın, böylece diğerleri de onları herkese örnek olacak bir cezaya çarptırabilsin

ve onların arkasındakileri de korku içinde dağıtabilsinler. Allah için, onların ona -Osman’a- yükledikleri gerçekten bir kusurda olsa, altının tozundan, elbisenin kirinden arındığı gihi oda bundan arınabilirdi; zira suyun içinde yıkanan elbise gibi onu (kendi kanında) yıkadılar.”Halife Ali içiıı öncelik, biat alıp birliği sağlamaktı. Şu sırada suçluları bulmak istese de bu imkansızdı. Ortada belirli bir katil yoktu. Kalabalık bir grup topluca Osman’ın üzerine çullanmış,hançeri kimin sapladığı belli olmamıştı.

Bir taraftan Osma’ın katillerinin buluıımasını isteyenleri yatıştırmak bir taraftanda münafikların da aralarına sızdığı isyancıları bastırmak,Ali için hiç de kolay değildi. Ali büttin şehirlerden biat alarak kontrolü ele geçirmek istedi, ancak yalnız Medine biat etti.Ayşe adaleti sağlamak, Osman’ın kanının  hesabını sormak için bir bayrak açmıştı.

Bir adım attıktarı sonra Ayşe’nin geriadım attığı vaki değildi.

Medine’deki huzursuzluktan kaçanlar,Mekke’dekiler Ayşe’nin etrafında toplanmaya başladı. Ayşe büyük bir kopmanın yakın olduğunu görerek kuvvet toplayıp Talha ve Zübeyr etrafinda birlik kurmaya karar verdi. Kulağında,dııdağında şu ayet vardı:

“Müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltiıı. Şayet biri ötekine saldırırsa Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın .Artık dönerlerse aralarını adaletle düzeltin.” Bu ayetteki hükmü uygulamaktan başka çare yok gibiydi.

Önce bir güç haline gelip, isyancıları bozduğu barış düzenini  geri getirecek, mazlum olarak öldürülen osman katillerini cezalandıracak sonra müslüınanların arasını düzelteceklerdi.Ayşe devesine atlayıp ardına baktığında altı yüz kişi olmuşlardı.

Gözyaşlarıyla Ayşe’yi Basra’ya uğurlayanlar arasındaPeygamber’iıı hayatta olaır eşleri de vardı. Ayşe de bir yandan ağlıyor bir yandan, “Ya Rabbi ne hale geldik!.”. Kardeş kardeşin kanına susamış Mü’minlerin annesi evini bırakmış sefere çıkıyor

Olanları  hazmedemese de savaşı da barışa da görmüştü.Babası ve eşi güçlü komutanlar ve devlet adamlarıydı. Ayşe de bir orduyu komuta edecek kudretteydi.Basra’ya yaklaştıklarında ince siyasi hamleler yapmaya başladı. Önden şehre birkaç kişi gönderdi. Şehirdeki liderlere mektuplar gönderdi.

Basra’ya ulaşınca tek tek evleri ziyaret ederek amacını anlattı:

“Yemin ederim ki benim gibi bir insan gizli bir maksat için evinden çıkmaz. Bir anne gerçekleri çocuklarından saklamaz. Olay şudur: “Birtakım başıboş kabileler Rasulullah’ın evi hükmünde olan Medine’ye hücum ettiler.Orada fitne çıkaranları korudular. Bunlar Allah ın ve Rasulullah’ın lanetine müstehaktırlar. Bunlar aynı zamanda suçsuz,günahsız yere halifeyi öldürdüler, onlar masum kanı döktüler…Biz de Cendb-ı Hakk ile Hz. Peygamber’in büyük küçük,erkek kadın herkese emrettiği barış daveti için ayağa kalktık.Maksadımız bundan ibarettir.

“Basra da halk ikiye ayrıldı. Ayşe halkı ikna etmek için elinden geleni yaptı. Ayşe’nin elindeki en büyük koz muhteşem hitabet yeteneğiydi. Halka hitaben son olarak sesinin en sarsıcı tonuyla; “Şimdi bana askerle niçin yola çıktığımı soruyorsunuz!Günah peşinde koşmuyorum. Fitne fesat çıkarmak istemiyorum,doğru söylüyorum, A]lah’tan bize yol göstermesinive bizi ikaz etmesini diliyorum.” dedi.

Bu konuşma tesirini gösterdi. Birçok kişi Ayşe’nin saflarına geçti.Basra valisi Osma b. Huneyf herşeye rağmen Ayşe’nin Basra’dan çekilmesini istedi. iki taraf arasında sürtüşmeler başladı.Ayşe’nin yirmi altı gün süren barış çabalarına rağmen karşı taraf savaş başlattı. Ayşe’ye başarısız bir suikast düzenlendi.Ancak bir gece baskınıyla şehir ele geçirildi. Ayşe Osman’ın katilleri dışında herkese iyi davranılmasını emretti. Esir düşenOsman b. Hunef’i serbest bıraktı.

Ali’de olanları duymuş herkesi sefere çağırmıştı. Medine’den ikiyüz, Küfeden yedi bin kişi ile Basra’ya doğru yola çıkmıştı.Yolda askerlerin sayısı yirmi bini buldu. Ayşe’nin yanındakiler ise otuz bini bulmuştu.İki taraf Basra’da karşı karşıya geldi. Bu durumu içi kaldırmayan bazı Müslümanlar doğabilecek korkunç sonu görerek harekete geçtiler .

Bir kabile reisi olan Ka ka iki tarafa da elçi olarak gitti. Barış için görüşmeler başladı. Ali barışa hazırdı.Talha ve Zübeyr de manzaranın dehşetini görmüş ve barış teklifini kabul etmişti. Elçi’nin; “Beş yüz katil için beş bin kişinin kanı heder oldu. Şimdi de daha binlerce kişinin kanı akacak?Barış dediğiniz bu mudur?”

sözleri üzerine Ayşe de barışa ikna oldu.Artık barış kesinleşmiş taraflar rahatlamıştı.Fakat Osman’ın katlini de planlayan Abdullah b. Sebe taraftarları, bu barışın felaketleri olacağını düşünerek harekete geçtiler.

İki tarafada aynı anda gece baskınları  düzenleyerek orduları teyakkuza geçirdiler.Silaha davranan yerinden firladı. Ali kendi tarafını,Ayşe kendi tarafinı durdurmak istediyse de başarılı olamadı.

Ayşe Ka’ba ön saflara koşarak barış için bağırmasını ve Kur’an’ın hakemliğini istemesini emretti. Bu sırada Ka’b bir okun isabet etmesiyle öldü. Iki taraf da ihanetin karşıdan geldiğini düşünüyordu.Ayşe savaşı durdurmak için devesine binip askerlerin ortasına geldi. Ayşe taraftarları onu korumak için etrafina set oldu.

Savaş o alanda kızışmaya başladı. Burada Talha dahil yetmiş kişi şehit oldu. Ali Ayşe etrafindaki baskıyı bizzat dağıtmaya çalışıyordu. Bu arada deve arkadan bir darbe ahp yere yığıldı.Ali’nin saflarında savaşan kardeşi Muhammed b. Ebu Bekirve Ammar b. Yasir koşarak geldi. Tahtırevanına sıkışan Ayşe’yebir el uzanınca Ayşe sordu:

“Bu hangi mel’unun elidir?” Muhammed kardeşi olduğunu söyleyince; “Sen kötü bir adamsın.”dedi.

Öfkeliydi. Acılıydı. Kiminle savaşmışlardı. Şimdi elini tutan kardeşiyle… Kardeş kardeşle vuruşmuştu”,

Ayşe doğrulup önüne baktığında başı döndü, Meydan cansız bedenlerden görünmez olmuştu. Oluk oluk kan”, Hepsi elinden, evinden geçmış, hepsi bildik; ya kardeş ya yeğen, ya arkadaş”, Utanç,acı pişmanlık, öfke hepsi birbirine karıştı, Sonra Ali geldi,Gözİerinde Ayşe için sonsuz bir endişe”, Göz göze geldiklerinde içlerindeki öfke eriyip meydana akıp yok oldu, Karşısındaki Ali’ydi.

Peygamber’in elinde büyüyen çocuk, Ali’nin karşısındaki Ayşe anneydi. Belki bir kez yüz yüze, göz göze gelselerdi,oturup konuşsalardı  hırsa kapılmayıp,belki….

Ali saygıyla Ayşe’ye bir  zarar gelip gelmediğini sordu, Ayşe’yi savaş meydanından uzaklaştırdı. Bu sırada Ayşe geride kalan evlatlarını düşünerek Ali’ye acılı bir anne sesiyle: “Sen kazandın artık müsamahalı davran” dedi.

Ayşe tam bir anne olmuştu, Evlatlarını kaybetmiş acılı bir anne… Kalanlarla avunmak, onları kollamak, hiç olmazsa onlar için bir şeyler yapmak zorunda olan bir anne, Kimse içinde kin büyütmesin istiyordu, Bu büyük hatanın bedelini kimse kimseden istemesin… Kardeş olduklarını  bir an önce hatırlasın herkes, o karanlık gün bir an önce unutulsun.

Ali Ayşe ile yakından ilgilendi Ve onu yanındaki kırk kadınla birlikte Hicaz’a gönderdi. Hareket edeceğine yakın acının iyice yumuşattığı,çok dokunaklı bir sesle halka: “Yemin ederim ki Ali’ye karşı hiç bir düşmanlığım yoktur, Aramızda olsa olsa bir kadın ile kocasının akrabası arasında olabilen şeylerden başkası yoktur.”dedi. Ali’de aynı samimiyette karşılık verdi.

ODA

Ayşe sonunda aylarca ayrı kaldığı evine, odasına döndü,Hayatının sonuna dek sürecek bir hesaplaşma yaşamak üzere,Peygamber’in ve babasının yattığı bölmeye geçecek, huzurlarında duracak gücü yoktu.Kendini zayıf ve yenilmiş hissediyordu. Ali’ye yenilmiş değil, kendine,kendinde olduğuna inandığı güce yenilmişti.Yenilgiden de öte,elinde büyüttüğü bizzat yetiştirdiği gencecik insanları, evlatlarım dediği onlarca insanı kaybetmişti.

Annelerini yalnız bırakmamak uğruna ölmüşlerdi. Ayşe, anneliğiııi böyle mi gösterecekti. Bir anne evlatlarına böyle bir son mu layık görürdü. Ayşe ,bu defa tesellisizdi. Olan, olması gereken miydi?

Ağzından şu sözleri duyan çok oldu: “Keşke yirmi yıl önce ölseydim.” Ve ne zaman;

“Peygamber hanımlarına söyle evlerinde otursunlar.”ayeti okunsa gözyaşlarının yanaklarından aşağı süzüldüğünü gören çok oldu.

SON GÜNLER

Muaviye zamanın da da her konuda fikri sorulan, büyük saygı gösterilen Ayşe olmaya devam etti. Ancak o kendini daha çok gençlerin eğitimine verdi. Medine’de ve Hac mevsimi Mekkede dünyanın her yerinden sevgiyle yanına gelen evlatlarına bildik]erini anlatmaktan usanmadı.

Yanlışlıklar gördüğünde sesini yükseltmekten de vazgeçmedi. Muaviye kendisinden nasihat istediğinde ona şöyle seslenmişti:”Resulullah’tan duydum ki bir adam insanların değil, AIlah”ın rızasını kazanmaya çalışırsa Cenab-ı Hakk onu insanların rızasını kazanmadığı için meydana gelecek her türlü kötülüktenkorur.

Allah rızasını kazanmayı bırakıp da insanların rızasını kazanmaya çalışanları Allah da insanlara bırakır.”Ayşe’yi zor bir hayat kendine seçmişti. Ayşe fırsatı olduğundada kolayı seçmedi. Peygamberin dahi gözüne girmek için çaba sarfetmemişti. Kendiııi her zaman Ayşe olarak yalnızca Allah’a karşı sorumlu hissetmişti. Doğruları en doğru şekilde dile getirmişti. Doğrular Allah’tan ve sevgilisindendi.Yanlışların ise tek sahibi kendisiydi..

Ayşe ölümün yakm olduğu hissettiğinde belki kendine layık  görülür ve Peygamber’in yanındaki odacığına gömülür endişesiyle yakınlarını uyardı, O kendini buna layık bulmuyordu.Üzerinde hala o talihsiz günün ezikliğini taşıyordu.Baki mezarlığında Peygamber’in diğer eşlerinin yanına gömülmek istiyordu…

Ruhunu teslim ettiğinde Hz.Ayşe’yi anne bilen herkes öksüz kaldı. Bir gece vakti odasından alınıp Baki mezarlığına defnedildi.

Allah ondan ve dostlarından razı olsun.* ÂMİN

Okumuş Olduğunuz yazıyı;

İnci şahin

“kadın Oradaydı Vahiy sürecinde Kadın Rolleri”

İsmiyle yayınlanan kitabta Hz Aişe bölümünü kaleme almıştır.

Bu güzel çalışması için Rabbim kendisinden razı olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s