-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“KADIN ORADAYDI-“HZ.AİŞE.7.BÖLÜM “AYRILIK”

Ayrılık

Ayşe’yi en çok Peygamber’in soğukluğu; yakınlığını esirgemesi

üzebilirdi. Başka yoksunlukları dert etmemişti hayatta.

Çocuksuzluğunu  bile mesele yapmamıştı. Dünyasını doldurmak

için Peygamber yeterliydi. Ama Peygamberin büyük bir

ailesi vardı. Ailenin her ferdinin de Peygamber’den beklentisi.

Peygamber’i sevme konusunda eşler birbiriyle yarışıyordu.

Ancak bunun tezahürleri hiç de Peygamberi hoşnut etmiyordu.

Sevginin karşılanmasıyla, taleplerin karşılanmasını

birbirine karıştıranlar oluyordu.

Çoğu maddi bu taleplerle farkında olmadan eşler birbirini

etkiliyor; zincirleme büyüyen talepler

Peygamber’i sıkıntıda bırakıyordu. Peygamber’in sunduğu

hoşgörü ortamı da seslerin yükselmesini kolaylaştırıyordu.

Fakat hadiseler biriktikçe Peygamberi incitmeye başladı.

Hayatında ilk defa eşlerine karşı tavır koymak ihtiyacı duydu.

Kendisini sürekli sıkıştıran ve birbirlerine düşmek üzere olan

eşlerinden bir ay müddetle ayrılma, uzak kalma kararı aldı.

Bu durum herkesi telaşlandırdı.

Peygamber’in eşlerini boşayacağı söylentisi yayılmaya başladı.

Medine’de hava buz gibi oldu.

Peygamber’e kızını vererek şeref ve itibar kazanan aileler telaşlandı.

Eşlerden bazıları üzüntüden günlerce ağladı.

Ayşe, kendinden emin bekledi.

Bir ayın sonunda Peygamber ilk olarak Ayşe’ye geldi.

Ayşe her zamanki gibi mağrurdu.

“Bir ay demiştin ama yalnızca yirmi dokuz gün oldu.”

diyerek küçük bir söz oyunuyla ortamı yumuşatacağını umdu.

Fakat Peygamber soğuk bir sesle;

ayın yirmi dokuz çektiğini söyledi.

Ayşe ilk defa Peygamber’i bu kadar kırgın ve soğuk görüyordu.

Olayların akışına o da kendini kaptırmış, Peygamber’in bu kadar

etkilendiğini fark edememişti.

Peygamber’in acelesi var gibiydi. Ayşe’ye dinlemesini

söyledi ve bir ayet-i kerime okumaya başladı:

“Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya hayatını ve

süslerini istiyorsanız size bağışta bulunaym ve güzellikle

salıvereyim. Eğer Allah’ı, peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız

bilin ki Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır”

Sonra tane tane konuştu: “Sana birşey soruyorum,

ama acele cevap vermen gerekli değil. Anne babana danıştıktan

sonra da cevaplayabilirsin.”

Ayşe’nin böyle birşeye ihtiyacı yoktu: “Burada ana babama

danışmaını icap ettirecek birşey var mr? Ben dünya ve

onun şaşaasına karşı Allah’ı, Rasulullah’ı ve ahiret muradını

seçiyorum.”dedi.

Ayşe’nin cevabı netti. Bu dünyada da öbür dünyada da tek

tercihi Peygamberdi.

Ayşe başka türlüsünü aklının köşesindenbile geçirmemişti.

Ama bu ikrar Ayşe’nin kalbiıri arındırdı, sevgisini

pekiştirdi, Peygamber hanesinden ve ailesinden olmanın

onurunu ve değerini daha derinden hissettirdi.

PEYGAMBERİN VEDASI:

Ayşe Peygamberde bir durgunluk seziyordu. Şakalar yapıyor,

böyle görmeye alışık olmadığı Peygamberi canlandırmaya

çalışıyordu. Birgün Peygamber Ayşe’nin çabaları karşında buruk

bir tebessümle; “Ey Ayşe! Sen Allah’ın bana bir armağanısın,

senin bana eğlence kaynağı olduğun gibi ben sana olamıyorum.”

dedi, güzel çehresi gölgelenmişti. Ayağa kalkıp Ayşe’yi

alnından öptü. Ayşe’nin alnına kor bir ateş düştü.

Ayşe Peygamber’i her zaman yorgunluktan, üzüntüden

korumaya çalışmıştı. Lüzumsuz sorular ve düşüncesiz tavırlarla

Peygamber’in canını sıkan kişileri dahi, sağlığı bozulacak

endişesiyle bir bahaneyle yanından hemen uzaklaştırırdı.

Ayşe ulaşabildiği her yerden peygamber’i düşünerek

çeşitli bitkiler getirdi.

Peygamber rahatsızlandığında şahsen tedavisine

başlardı. Peygamber Ayşe’nin eline güvenir, hastalandığında

Ayşe’nin yanında bulunmak isterdi. Ama şimdi Ayşe, bildiği en

güçlü ilaçlarla, en meşhur hekimlerden öğrendiği metodlarla

Peygamber’i tedavi etmeye uğraşıyor, fakat Peygamber’in son

zamanlarda şikayetçi olduğu baş ağrısı bir türlü geçmiyordu.

Endişelenmeye başlamıştı.

Diğer eşleri de ilgilenmek istediğinden Peygamber’in her an

yanında bulunamıyordu da.

Bu durum içini yiyip bitiriyordu. Fakat Peygamber, yolculuğun

başladığının bütün işaretlerini alınca son anlarını sevgili

Ayşe’sinin yanında geçirmek istediğini açıkça ima etti.

Ta ki iyice tükenmişti, güçlükle Ayşe’nin odasına geçti.

Ayşe, bütün varlığı ile, elllerinden kaymakta olan bu bedene

can vermek için çırpınıyor gözyaşlarıyla sürekli mırıldanıyordu;

“Ey insanların Rabbi! Şu hastalığı gider! Şifa ancak senin

elindedir.” Bu çırpınmaların artık nafile olduğtınu bilen

peygamber; “üzerimden elini kaldır! Bu okuman, bana yarar

sağlamaz. Ben müddetimi bekiyorum.” dedi.

Ayşe için teselli kalmamıştı. Elleri iki yana düştü. İlaçlar,

dualar bitti. o an orada peygamber’le birlikte eriyip yok olmak

istedi. Bunu hiç kondurmamıştı. Ayrılığı düşünmemişti. Fakat

kendisini çabuk topladı. Peygamber, yanındaydı; odasında…

onun yanını seçmişti. Onun hiçbir şeyi öylesine istediğini

görmemişti. peygamber’in hayatında olduğu kadar ölümünde

de bir mesaj olduğunu ve Peygamb er’in bizzat Ayşe’nin bunları

görmesini istediğini düşünebildi…

Bütün gücünü topladı. Gerçekbir aşkla sevdiği eşinin yavaş yavaş

ölümüne şahitlik ederken

artık genç bir eşten beklenmeyecek kadar olgundu.

İslam peygamber’inin son anlarının şahidi olarak dışarıda

içi titreyerek bekleyen herkese ve arkadan gelecek herkese karşı

sorumluydu… Peygamber’in her halini, her söylediğini her

zamankinden daha titiz izledi ve belleğine kazıdı.

Onsuz geçireceği uzun ömrüne katmak için ona uzun uzun baktı.

Yüzünü,edasını ezberlemeye çalıştı.

Peygamber bütün ızdırabına rağmen, ashabına karşı son görevlerini

yapmaya çalışıyordu.

Emanetleri dağıttı. Son bir defa Ayşe’nin odasından ashabına

baktı. Son nefesini verdiği esnada başı Ayşe’nin göğsündeydi.

Sevgili Peygamber, Rabbine kavuştuğu yere;

Ayşe’nin odasına defnedildi.

Ayşe odasına defnedilen kabre “kendi malım” dedi.

7.Bölümün Sonu

“Kadın Oradaydı-Vahiy sürecinde Kadın Rolleri” Elest Yayınların’dan

-SEBEBİ NE ? –

Sebebi Nedir Seni Bir Bıçak Yarası Gibi Hatırlamamın

Adını Duyduğumda Kalbimdeki  Sızımın Sebebi Ne..?

 

Bu Hüzün Denizinde Adınla Yol Buldum

Gül Oldum Açtım, Gül Oldum Soldum

Bahçeler Hep Talan Olmuş, Görmekten Yoruldum

Adını Anmakla Ancak ,Yeniden Hayat Buldum

 

Menzile Varırmıyım, Kokunu Gönder Gülüm.

Kaygılar Sardı Beni ,Muammaya Düşmüşüm

Bu Yolun Sonu Çıkış Mı Düşüş Mü Bilmiyorum

Ne  Bekliyor Beni , Gül mü..? Diken mi…? Rüyamda Söyle Gülüm

 

Ey ,Adını Andığımda Karanlık Sahillerimi Aydınlatan

Ey Ayın On Dördü , Ey kaygısı Aşk olan

Aşkından Bana Da Ver, Ey Gül Olup Açan

Sen De Yıkılma Gönlüm… Menzile Kadar Dayan

 

Adını Andığımda Biliyorum Yanımdasın

Ben De Sana Yakınmıyım..Çelişkiye Dalmışım

Ravzanda Beklerken, Utanıp Arlanmışım

Hiç Nazar Ettin Mi  Bana ..Acılarla Yanmışım

Güle Uzanırken Elim, Diz Çöküp Ağlamışım

Şahidim Gözyaşım Olsun, Sevdana Akıtmışım.

FECR  –  4.2.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s