-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

“KADIN ORADAYDI” 1. BÖLÜM HZ.AİŞE

Ayşe Anne’den Kalan

…önce

Mekke’yi küçük kız sesleri dolduruyor. Babalarının ellerinden

tutmuş küçük kızlar. Kızgın kumlarda yürüyen güle oynaya.

Yüzleri krrmızı kumlardan da kırmızı babalar. Sonra küçük

kız sesleri, incecik zayıf çığlıklar…

Mekke, al topuklu küçük kızlarının

koynuna gerdanlıklar yerine kum dolduruyor. Kuma

kan doluyor.

Kızgın kumda buharlaşıyor çocuklar…Semanın

kalbi ağrıyor. Cebrail bir ucu doğuyu, bir ucu batıyı kaplayan

kanatlarını Mekke’ye uzatıyor. Kanatları en çok çocuklar seviyor.

Sahibini arayana sahibinden söz ulaşıyor. Küçük kızların

sesini duysun diye Muhammed’in kalbine rahmet nakşediliyor.

Mekke’ye dağlardan aşağı rahmet iniyor. Mekke toprakları

rüzgar alıyor, yağmur alıyor. Çocuklar uykudan uyanıyor.

Mekke’nin bahtı uyanıyor, çölde gül uyanıyor, çemen uyanıyor…

Sonra…

Ayşe uyanıktı. Aydınlık, ilkin evlerine girdiği için çabucak

uyanmıştı. Uyanık bir zihnin bütün işaretlerini taşıyordu. Beyaz

yüzünde siyah gözleri ışıl ışıldı. Ne olup bittiğiyle ilgiliydi.

Gelmekte olanı, gitmekte olanı, yaşanmakta olanı kaydediyordu.

Dünyanın hızla döndüğünün farkındaydı;Dünyanın hızla değiştiğinin,

kulaklardaki fısıltının, gözlerdeki parlamanın, hayretin…

Bu işte babasının ve arkadaşı Muhammed’in -ki

onun bir Peygamber olduğunu biliyordu…

Ayşe dünyayı değiştirecek büyük bir gücün, tam merkezinde

duruyordu,

Ev:

Hiçbir şeyin unutulmadığı bir evdi Ayşe’ninki. Babası

Mekke’nin beyni, Mekke’nin soy ağacıydı. İnsanlar, uzaktan

yakından gelip kim olduklarını bu evde hatırlardı. Atalarını

yerlere sığdıramayıp göklere çıkarmak isteyen Kureyş’in nesep

defteri, Ebubekir’in hafızasında kayıtlıydı. Ebubekir, bakışlarını

sabitleyip tek tek saymaya başlardı, Atalaı babalar, oğullar,

isim isim dile gelir, aklar ve karalar birbirinden ayrılırdı. Yüzyıllık

anlaşmazlıklar; kan davaları, alacak verecek hesapları,

Ebubekir’in adalet terazisinde tartılır; orta yol bulunuı hesaplaşma,

uzlaşma bu evde sağlanırdı.

Bu evin en değerli süsü kelimelerdi; babasının ticaret kervanlarında

taşıdığı ipek kumaşlardan daha değerli. Güzel söz

ödüllendirilirdi. Onlarca hikaye yüzlerce şiir bilirdi babası.

Uzun yolculuklardan ezberlenmiş yeni kasidelerle döner, çöl

sıcağında iyice kadifeleşmiş sesiyle okurdu ev halkına.

Şairler şiirlerini ilkin ona okur; dilin, veznin bütün inceliklerini

bilen Ebubekir şiirdeki eksiği, fazlayı hemen fark eder, düzeltirdi.

Babasının şah beytiydi Ayşe. En çok babasına benziyordu;

Tasavvur genişliği, ince ruhu, estetetik duyarlılığı, dik başlılığı…,

Ebubekir Ayşe’ye sevdiklerini sevdirmiş,

yerdiklerini uzak tutmayı  bilmişti.

Ona ne vermek istemişse zahmetsizce vermişti.

Ağzından çıkan her kelimeyi kıymetli bir taş gibi atıp Saklardı  Ayşe.

Bir de babasının dostu Muhammed’in sözlerini.

Babası herkesçe kabul edilmiş bir söz ustasıydı; her harfin, her

kelimenin, her cümlenin hakkını verir, ölçüyü tartıyı şaşırmaz,

söze türlü incelikler katardı.

Dinlememek mümkün değildi konştuğunda.

Ama Peygamber konuştuğunda ölçü, fesahat, belagat kaygısı bir tarafta kalır;

söylediklerinin anlamı, başkalığı,şaşırtıcılığı, samimiyeti insanı kendine tutsak ederdi.

İnsanlar ona kızsalar da sözlerini dinlemekten kendilerini alamazdı.

Sözlerinin gücünü sihirden aldığını iddia edenler olduğunu duymuştu Ayşe.

Ama o, bu sözlerin Ailah a ait olduğunu biliyordu.

Babasının yaptırdığı mescitte de sürekli bu sözler okunuyordu.

Kulağı, babasının ses ve mana terbiyesinden geçmiş Ayşe için de insanı büyüleyen o sözleri dinlemek, ezberine alıp tekrar tekrar okumak birçok oyundan daha heyecan vericiydi.

Peygamber günde iki kez evlerine uğruyordu. O içeri girdiğinde yüzlerin yumuşadığının,

sözlerin yumuşadığının, korkunun kapıdan bacadan telaşla kaçtığının farkındaydı Ayşe.

Peygamber evlerine yöneldiğinde azat edilmiş kuşlar gibi çırpınmaktaydı.

Gökyüzü kadar genişlemekteydi  ev.

Ortalıkta ne annesi Ümmü Ruman ın sert sözleri ne Ebubekir’in disiplini kalmaktaydı.

Günde iki kez mutlaka bu eve şükür ki o giriyordu. Ayşe

eve yayılan gül kokusunun farkındaydı.

Peygamber de Ayşe’nin farkındaydı. Gözlerinin ta içine

korkusuzca bakan, her hareketini izleyen siyah gözlerin farkındaydı.

Biraz haylaz,biraz muzip, biraz çocuk ama yıkılmaz

bir kale gibi dimdik duruşunun farkındaydı. Konuşurken tane tane,

dilindeki kıvraklığın; dinlerken dalıp gittiginde ise,

uzakları , uzakları görebildiğinin farkındaydı.

1.Bölümün sonu .

kaynak ;

“KADIN ORADAYDI”  – ELEST YAYINLARI-

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s