-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-İSLAM’IN ALTINCI ŞARTI-

Tunus’un karanlık sokaklarından, Kahire’nin bulanık akşamlarından, San’a’nın uzak yamaçlarından, Beyrut’un loş dehlizlerinden, Amman’ın sağır alanlarından, Şam’ın sukut ikliminden her türlü zulme, zulmete ve zillete karşı direniş sadaları ve şehadet muştuları gelmeye başladı.

Yine şubatlara yakışır şehadet haberleri alıyoruz peşpeşe.

Tam da umutların sönmeye yüz tuttuğu bir zamanda bu ne volkan, bu ne görkemli tufan!

Doğrusu hangi kelimelerle ifade etmek daha doğru düşer, bilmiyorum…

Zulmün karşısında mazlum vicdanların infilakı mı? Zulmete karşı aydınlığın intikamı mı? Zorbalara karşı halkın infiali mi? Zillete karşı küresel intifada mı? Zavallılaştırılan kitlelerin kutsal isyanı mı? Yoksa bunların toplamı mı?

Sessiz yığınların yılgınlığı sona erdi…

Genelde İslam coğrafyasına, özelde Ortadoğu’ya zorla giydirilen zillet ve sömürü gömleği parçalanıyor… Korku ve kaygı örtüleri tek tek atılıyor…

Mazlum halkların zaten kaybedecek bir şeyleri yok.

Bir asırdır güdümlü rejimler, kukla sistemler nesilleri köksüzleştirmek, kimliksizleştirmek, köleleştirmek için her yolu denediler ama yine olmadı… Statükoya eklemlenmek istenen kitleler, köhne sistemleri silkeliyor…

Bireysel, seküler kaygılarla kuşatılmış gönüllerden böylesi bir kolektif hareket bilincinin fışkırması tüm dünyayı şaşkına çevirdi…

Dünyevileşmenin değişmez bir değer olduğu bir dünyada, bu insanların dünya umurunda değil…

Var olmak için varlığından vazgeçen halk kitleleri ile karşı karşıyayız…

Yaşatmak için yaşamını gözden çıkarmanın onurunu taşıyorlar…

Masum halkların makus talihi değişiyor…

Dik duranların karşısında hangi diktatör dayanabilir ki?

Tekrar gördük ki mazlumların ahı, ah olarak kalmıyor… Tutuyor, vuruyor, kahrediyor…

Mazlumiyet direnişe nasıl dönüştürülür, buna tanıklık ediyoruz…

Nil dile geldi…

Nil’in çocukları kendilerini fark ettiler, keşfettiler…

Nil’den esmeye başlayan özgürlük rüzgârı tüm coğrafyaları hareketlendirdi.

Mısır’daki bu halk hareketi başkalarına benzemez. İnsanlığın kadim damarı orada atıyor, beşerin köklü hafızası orada duruyor.

Evet, Mısır hiçbir yere benzemez…

Kahire’deki depremin şok etkisi Telaviv’de kendini gösterdi. Sarsılan sadece köhne Mısır

rejimi değildir. İflas eden ABD’nin kirli ve kanlı politikalarıdır… İsrail’in çirkin ve iğrenç yüzüdür.

Firavun’un genetiğini taşıyan işbirlikçi yönetimler, Nemrudi geleneği sürdüren sistemler, halkın direnişi karşısında tarihin çöplüğünde yerlerini almaya mahkûmdur… Bugün yaşananlar zirve yapan zulmün zevalinden başka bir anlam taşımıyor…

Zamanın Musaları Firavun’un sarayında kutlu hedefe yürüyorlar. Kahire Kudüs’ü kucaklayacağı günün özlemini çekiyor…

Soğuk şubatlara inat, hakikatin şahitleri sorumluluklarını sürdürme kararlılığını sürdürüyorlar…

Öndersiz, örgütsüz kitleler engel tanımıyor…

Ümmet coğrafyasında yeni şubatlar yaşanıyor. Şubat kanlarıyla kardelenler yeşerdi yine…

Bundan böyle Mısır piramitleriyle değil, Tahrir (özgürlük) Meydanı ile anılacak…

Tahrir tarih yazıyor…

Meydanlar tarihe tanıklık ediyor…

Sokaklar ses verince saray sallanıyor… En güçlü haykırış sokağın çığlığıdır… Bugün silahın, sarayın, sermayenin değil, sokağın gücü konuşuyor… Facebook, twitter işin aksesuarı…

Herkes merak içinde sırada kim var.

Tağuti rejimlerin son kullanma miadı doldu… Şimdi yeni bir milat…

Bu aziz ve asil şahlanışa ne şah dayanır ne de padişah. Maşeri vicdan patlaması, tüm ezberleri bozdu… Stratejik analizciler, sosyal bilimciler, siyaset uzmanları yaşananları anlamakta, yorumlamakta bocalıyor. Bilinen kriterlere, genel geçer şablonlara uymuyor. Komplo teorileri, siyasi kehanetler, hiç biri meramı anlatmaya yetmiyor…

Açlık, özgürlük, işsizlik, gelir dağılımı, bunlar parçacı yorumlar.

Toplumun tüm katmanları, coğrafyanın tüm evlatları ayakta…

Gençlik, işçi, esnaf, köylü, kentli kim öncü, kim artçı belli değil…

Sürükleyici güç; sınıf mı, sendika mı, cemaat mi, örgüt mü, seç seçebilirsen…

Bu kadim bir kitlenin kıyamadır…

Hüseyni bir mirasın tevarüsüdür…

Ortak vicdanın tezahürüdür…

Hesaplar üstü bir hesabın tecellisidir…

Herkes şaşkın…

Şaşmayan bir karar var.

“Geceden gündüzü, gündüzden geceyi çıkaran, diriden ölüyü ölüden diriyi çıkaran bir Allah var…”

Unutulmaması gereken bir diğer gerçek de şudur:

Artık, bugün İslam’ın altıncı şartı; zalim diktatörlere karşı meydana inmektir… Beyazıt’tan Tahrir’e binler selam…

RAMAZAN KAYAN /

www.ramazankayan.com

İSTANBUL MISIR İÇİN AYAKTA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s