-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

-LAİK SİSTEMDE DİN ALGISI-

Laik düzenin istediği insan modelinin, Allah’tan kopuk, seküler mantık içinde ihtiraslarını öne çıkaran, kendi varlığını devam ettirme adına her türlü sapmayı normal göstererek buhran içinde yetişen bir birey oluşturmak olduğunu görüyoruz. Yaşadığımız coğrafyanın hangi şartlarında ve zemininde olursak olalım, Müslümanca yaşayabilmek ve izzetli bir yaşamı Allah’a kavuşacağımız günün hesabı içinde anlamak ve buna göre yaşamımızı tayin etmek durumundayız.

Laik rejimin düzene tabi olmuş kimlik oluşturma çabasının arka planlarını iyi görmek durumundayız. Sistemle yüzleşmek, laik rejimin bunca yıldır Müslümanlara neler çektirdiğini hesaba katmak, durumundayız. Gücü ellerinde bulunduranlar bu gücü kaybetmemek için baskıcı güçlerini her durumda göstermek ve bunu sürdürebilmek adına süreç içerisinde Müslümanlara karşı çeşitli planlar yapabileceğini iyice görmek zorundayız.

Laik sistemler belki Batı Dünyasının bir tercihi olabilir lakin Müslüman Toplumun kabul edeceği bir durum asla olamaz. Bunu sloganik bir reddiyeden ziyade Allah’a karşı kulluğumuzun bir gerekliliği olarak bilmemiz ve buna göre tavır geliştirmemiz üzerimize düsen ödevdir.

Yaşadığımız coğrafyada tanık olduğumuz bir başka durum ise zamanla sistemin tıkanan damarlarının bir kısım Müslümanlar tarafından açılması ve bu konuda mevcut laik düzene entegre olma konusunda toplumu dönüştürme ve kendi mecrasına yöneltme konusunda iddia taşıyan birçok kurum ve örgütlenmelerin sistemle yüzleşme yerine payanda görevi içinde bulunması gerçekten çok düşündürücüdür.

Laik sistem kendisini rahatsız etmeyecek oluşumlara planın bir parçası olarak destek vermekten geri kalmadığını anlamakta güçlük çekmiyoruz aslında. Hesabını mevcut beşeri sistemleri memnun etmek ya da ondan pay elde edebilmek adına değerlerinden ödün verenlerin tarih karşısında unutulmayacağı gibi hesabın zor olduğu ahiret gününde hüsrana uğrayacaklarını hatırlatmamız gerektiğini üzerimizde sorumluluk olarak kabul ediyoruz. Geçmişte bize düzgün miras bırakmayanları sorgularken bizimde gelecek nesillere hayırlı bir miras bırakmamız kaçınılmazdır.

Özellikle toplum önünde kanaat önderliği yapanların ve toplumsal görev yüklenme iddiası taşıyanların sorumluluklarının daha fazla olduğunu hatırlatmamız kulluk vazifemizdir. İnsanların kendi çıkarları gereği oluşturdukları düşünce biçimleri (ideolojiler, dinler…) hassaten halkı Müslüman olan toplumlarda İslami kimliği yok sayma, bunun etkisiz bırakılma ve hayattan tecrit edilme planını uygulamadan geri durmayan laik sistemle Müslümanların ciddi anlamda yüzleşmesi gerekmektedir.

Ekonomik içtimai siyasal kültürel ve her alanda laiklerin kendi inanç ve düşünce alanındaki oluşturmak istediği karakter anlayışına dikkat edilmesi ve bu yöndeki yozlaşmanın her çeşidine basiret içinde karşı koyabilmeliyiz. İman etme iddiasında bulunduğumuz İslam dini ve bununla şeref bulduğumuz Müslümanlığımız bize hayatın her alanında Allah’ın koyduğu yasalar ve Rasulullah’ın örnekliği ile yaşam sunmaktadır.

Hayata müdahil olmayan İslam Allah’ın dini olmaktan çıkıp insanların ya da kurumların oluşturduğu din olur. Biz Allah’ın dininin haricindeki tüm dinlerden beri olduğumuzu söylemeyi imanımızın bir gerekliliği olarak görüyoruz. Sahip olduğumuz bu değerler ile bizi tanımlayan Allah olduğuna göre bunun haricinde bir tanımlamayı hayata velev ki İslam adına olsa bile kulluğa müdahale olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.

Fussilet Suresinin 33. ayetindeki bu tanımlama bize yeten bir tanımlamadır ; “33- Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve: “Ben gerçekten müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?

İnsanların sadece hesabını Allah’a vereceği bir güne hazırlanmali,kimsenin kimseye fayda sağlayamayacağı o günde Rabbinin rızasını gözetenlerden olma anlayışı içinde hayatı beşeri ideolojilere değil de; Allah’a teslim kılma ve her türlü imtihana rağmen eğilmeden bükülmeden hakkı ikame edenlerden olma sorumluluğu alarak yaşamı tanzim etmeliyiz.

Ankebut Suresinin verdigi mesaji algilayarak hayati imtihan bilincinde yasamaliyiz: “2- İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? 3- Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacak.”

Ahmet Turgut ulucak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s