-HER KARANLIĞIN BAĞRINDA BİR FECR SAKLI- "İM JEDEN DUNKELHEİT VERSTECKT EİN SONNENAUFGANG "

En Son

Sesleniş !!! Nurettin Yıldız

Reklamlar

İslama Göre İyi Anlayışlı Bir Anne Nasıl Olmalıdır ?

Değerli kardeşim.

Saliha bir kadın, önce evinin kadını olmalı. Kocasına, akrabalarına, komşularına karşı daima saygılı ve uyumlu bir kişilik sergilemelidir.

Tutumlu olmalı, zira Allah (c.c.) israf edenleri sevmez. Evde her şeyi dikkatli ve itina ile kullanmalı.

En ufak ve değersizmiş gibi görülen her şeyi değerlendirmesini ve yerinde kullanmasını bilmeli. Zenginde olsa, her şeyi bolca alabilecek imkanlarada sahip bulunsa bile, daima her varlığın bir yokluğu bulunabileceğini ve aç-yoksul insanların varlığını düşünmeli, her şeyi iktisatlı kullanmalı.

Az masrafla güzel ve leziz yemekler pişirmesini bilmeli. Her konuda kocasına yardımcı olmalı, ona lüzumsuz masraf yaptırmamalı, kocasının malını ve servetini çar-çur etmemelidir.

Özellikle misafir geldiği zamanlarda mutfak sanatını iyi kullanmalı; kendi akrabaları ve dostları geldiğinde nasıl davranıyorsa, kocasının akrabalarına karşı da daima en güzel ikramı yapmaya gayret etmeli. Misafirin gelmesinden dolayı kocasına eziyet etmemeli, severek hizmet etmelidir

Kadın hareketli ve eli çabuk olmalı, uyuşuk, mıymıntı olmamalı. Kocasının olmadığı saatlerde çabucak işlerini bitirip kendisine zaman ayırmalı.

Kocası işten gelmeden ona en güzel şekilde süslenip hazırlanmalı, o gelince lüzumsuz başka şeylerle oyalanmayıp, eşi ile hoşca vakit geçirmeli. Özellikle yeni evlilik aylarında, çocukları çoğalmadan böyle yaparak, kocasını eve iyice bağlamasını bilmeli, kocasının kalbine girmelidir.

Kadın cilveli, tatlı dilli, güler yüzlü olmalıdır. Eve gelen eşine sevimli bakışlarıyla, güzel davranışlarıyla onun yorgunluğunu unutturmalıdır.

Bir kadın kadınlık sanatını iyi kullanmazsa, eşini evinden soğutabilir. Inatçılık kötüdür ama, kadınlarda daha da kötüdür. İnatçılık yüzünden nice yuvalar, bir hiç uğruna yıkılıp gitmiştir.

Geride ise annesiz-babasız çocuklar, üzüntü ve gözyaşı, hatta bazen de kan bırakdığı olmuştur. Onun için kadın uysal olmalı, kocasıyla ve çevresiyle kolayca uyum sağlamalıdır. 0 zaman değeri anar, yuvada huzur ve mutluluk hakim olur.

Fakat bunun yanı sıra, her türlü zorlukları yenme hususunda ise azimli olmalıdır. Gelen bela ve musibetlere karşı kocasına daima destek vermelidir. Nankörlük etmemeli; varlık anında yanında olup, fakirlik ve sıkıntı anında eşini yalnız bırakmamalıdır.

Eşinden daima helal rızık istemelidir. Lüzumsuz ve israf olan, eşinin maddi gücünün yetmediği şeyleri istememelidir. Çocuklarını daima helal ve hayırlı rızıkla yetiştirmeyi şiar edinmelidir. Zira ecdadımız;

“Yuvayı dişi kuş yapar.” sözünü boşuna söylememişlerdir.

Çocuklarının hem annesi ve hem de eğiticisi olmalıdır. Onları sürekli azarlayan, döven ve babalarına şikayet eden biri olmamalıdır. Bilhassa onları seven, eğiten, sabırla onlarla arkadaş gibi oynayan bir mürebbiye olmalıdır.

Kadın evinde, özellikle de kocasının yanında ne kadar hareketli ise, sokakta bunun aksine ağırbaşlı, onurlu, ciddi ve hanımefendi olmalıdır. Haya ve edebini hiçbir zaman kaybetmemelidir;

Hayasız kadınlardan daima uzak durmalıdır. Yanlış düşünceye sebeb olacak mekanlardan uzak durmalıdır. Yürümesinde, konuşmasında, bakışlarında, alışveriş ve bütün davranışlarında çok ciddi olmalıdır. Hele yürürken kadınlık belirtilerini tamamen gizlemeye çalışmalıdır. Zira Cenab-ı Hakk Nur Suresi 31. ayette;

“Kadınlar ziynetlerinin bilinmemesi ve erkeklerin dikkatlerini üzerlerine çekmemeleri için ayaklannı yere sert vurarak çalımlı ve hareketli yürümesinler.”

buyurmuştur. Ozetlersek; kadın evinde dişiliğini ve güzelliğini, dışarıda ise kişiliğini sergilemelidir.

Anne ve Çocuk Eğitimi

Günümüz pedagojisi çocuk eğitiminin anne karnında başladığını söyler. Bundan dolayı annenin hamilelik döneminde yedikleri ve içtikleri, bulunduğu ortam, aldığı nefes, kullandığı ilaçlar, ayrıca bu dönemde yaşamında meydana gelen acı- tatlı olaylar karnındaki yavrunun kişiliğini ve terbiyesini şekillendiriyor.

Kişilik, insanı doğuştan getirmiş olduğu mizaç özellikleriyle, sonradan çevresi yoluyla edindiği karakterin birleşmesiyle meydana gelen bütünlüğe; terbiye ise çocuğu belli bir eğitim ile yetiştirmeye denir.

Anne ve babaya emanet olan çocuk her şeye rağmen kişiliğin ilk oluşumunu bu kutsal varlıklardan alır. Onun tertemiz ve saf olan kalbi her türlü art niyetten uzaktır.

Saflığı, duruluğu ve melekliği iç yapısında barındıran çocuk işlenmemiş bir mermer gibidir.

Kimin elinde ise onun istediği şekle sokulur. Tertemiz bir toprak gibi olup hangi tohum atılırsa en iyi şekilde büyür. Bu toprağa iyilik ve güzellik eken sonuçta onu biçer.

Çocuğun içinde bulunduğu ortam onun karakterinin oluşmasını sağlar. Şayet çocuğun iyi bir insan olması isteniyorsa, kendisine örnek olacak insanların çok iyi birer temsilci olmaları gerekir.

Ve çocuğa daha küçük yaştan itibaren iyi telkinde bulunmaları icab eder. Gerek sözle, gerekse de davranışlarla? çocuğu güzel terbiye etmek ilk önce ebeveynin tutumuna bağlıdır. Bu da ilk aylar ve ilk yaşlarda olmalıdır. Sonraya bırakmak geç olabilir.

Çocuk daha ilk yıllardan itibaren çok iyi öğrenmeye başlar. Bu öğrenme daha ziyade taklitten ibarettir. Fakat çocuk gördüğü ve algıladığı şeyleri kolay kolay unutmaz. Öğrendikleri tıpkı taşın üzerine kazılan yazı gibidir.

Çocuğun temiz fıtratlı, şahsiyetli ve terbiyeli olmasını isteyen anne babalar, önce ona temiz ve güzel bir ortam hazırlamalı. Tohumun iyisi, güzel ve bakımlı toprakta meyveye dönüşür. Anne-babalar çocuğun terbiyesine ve bakımına hazır olmadan beşiği, odayı hazırlamamalı. Anne-baba çocuğu nasıl güzel yetiştiririm derdini duymadan çocuk sahibi olmamalı.

Anne baba şunu bilmeli; insandaki güzel ve çirkin duyguların geneli çocukluk döneminde başlar. Utanma, hırs gösterme, saldırganlık, sevecenlik, güzel ahlak sahibi olma, bencillik v.s duygular bu dönemde mayalanmaya başlar çocukta. Bu ve benzeri duyguların güzel bir terbiyeye tabi tutulması çocukta sağlam bir kişiliğin kazanılmasını, ayrıca kuvvetli bir zekanın ve muhakemenin oluşmasını sağlar. Çocuk ilk hırsı yemeğe ve kardeşe gösterir. Bu sebepten çocuğa yeme içme adabı ilk verilecek terbiyelerden olmalı.

Ebeveyn çocuğun cinsiyetine göre hitap etmeli, elbiseyi alırken cinsiyeti göz önünde bulundurmalı, alınacak oyuncaklar da bu yönde alınmalı. Çocuk ilk yetişme çağında şayet ihmal edilirse ahlakı bozulur, bir sürü kötü huylar ortaya çıkar ki, bu da ileride telafisi mümkün olmayan sıkıntılar meydana getirir.

Çocuk okul çağına gelmeden ebeveyn onun eğitimiyle ilgilenmeli. Sözden çok anlamayacağından yaşanmış hikayeler ve iyi insanların hayatı örnek olarak kavratılmalı. Çocuğun güzel ahlak ile ilgili güzel bir davranışı görüldüğü zaman çocuk sevineceği bir şekilde ödüllendirilmeli. Unutulmamalı ki ödül ve mükafat çocuğu güzel davranış sergilemeye teşvik eder. Yalnız ödülün dengeli ve yerinde verilmesi önem arz eder.

Anne-baba çocuklarının gizli kusurlarını araştırırsa kusurlu bir evlat sahibi olur. Şu akıldan çıkarılmamalı; ebeveyn çocuğunun on kusurlu hareketinden dokuzunu görmezlikten gelmeli. Kusurlu davranışlar çocuğun yüzüne vurulursa zamanla çocuk çivi tutmayan bir tahtaya dönüşür. Ve yüzsüzleşir, yaptığı kötü davranışların da normal olduğuna inanır, kişiliği bu yönde gelişir. Yaptığı kusurlu davranışlar çocuğun başına kakılmadan güzel bir lisanla kendisine anlatılmalı. Şayet anne baba bu tür sorunlarla başa çıkamıyorsa yardım almalıdır.

Çocuğu sık sık aşağılama, kınama ve ayıplamadan uzak durmak gerekir. Bu tür olumsuz komutları bilinç altına toplayarak büyüyen çocuk zamanla bu tür kusurlu davranışların kendinde olduğunu varsaymaya başlayacak ve bu doğrultuda şahsiyet geliştirecektir. Belli bir süreden sonra da hem annesinin hem de babasının ikazlarını kulak ardı edecektir. Onun için ebeveyn bu tür olumsuz davranışlardan uzak durmalı, kendini yapmaya mecbur hissederse de binde bir yapmalıdır, bu yaklaşım kanaatimce daha etkili olur.

Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet

https://sorularlaislamiyet.com/islamiyete-gore-iyi-anlayisli-bir-anne-nasil-olmalidir-0

Diyanet işleri Başkanı Ali Erbaş Bey’den Ültimaton var‼

MÜSLÜMANLARA ZARAR VERMEKTEDİR”

Erbaş, şöyle devam etti:

“İslam’ın temel kaynaklarını, doğru bilginin metot ve yöntemini dikkate almayan, birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, hikmeti göz ardı eden, ayrıştırıcı ve ötekileştirici yaklaşımlar; itici, kırıcı, katı ve kaba bir dil; bulanık ve gizemli bir üslup ile sahte ve yapmacık tavırlar; öfke ve nefret üreten davranışlar her şeyden önce Müslümanlara zarar vermektedir.”

“İSLAM’IN KENDİNİ HEDEF ALMAYA NEDEN OLAN YAKLAŞIMLAR KABUL EDİLEMEZ”

Erbaş, toplumun birlik ve kardeşlik harcını oluşturan İslam ve onun değerleri üzerinden, özensiz haber ve yorumlarla yanlış algılar oluşturarak, adeta İslam’ın kendini hedef almaya neden olan yaklaşımların da kabul edilemez olduğunu söyledi.

“BAŞKANLIĞIMIZ MİLLETİMİZİZ BİLGİLENDİRMEYE DEVAM EDECEKTİR”

Erbaş, “Başkanlığımız yasal sorumluluğu gereği, yanlış dini bilgilerle milletimizi yanıltan, birlik beraberliğimizi zedeleyen, ayrıştırıcı ve dinin hakikatlerinden uzak, istismarcı söylem, kişi ve gruplara karşı gerekli araştırma ve çalışmaları titizlikle yaparak sürekli milletimizi bilgilendirmeye devam edecektir. ”

İfadelerini kullandı.
!!!!!!!!!!!!!!!!

Tüm cemaat ve hocalara ayar veren bir satır altı tehtit yollayan ve dine hükmetme ve fetva verme yetkisini yalnız devletin tahakkümü altına sokma çalışmalarına girişen Sayın Erbaş beye sormak istiyorum.

Kendisine yöneltilen sorular üzerine İlmi doğrultuda bildiklerini söyleyen Nureddin Yıldız hoca hakkında savcılık soruşturma başlattı malum ‼

Acaba Şu ikaz ve uyarılarıda
ayrıştırıcı ,
kin ve nefreti körükleyici bulup halkın huzur ve refahı ve devletin maslahatı için de soruşturma başlatacaklar mı?

Başlıyoruz:‼‼‼

“Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin.
Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerdir.)
TEVBE-23
‼‼‼
Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.
Maide Suresi-44

‼‼‼‼

“İndirdiğimiz açık delilleri ve onu Kitap’ta insanlara açıklamamızdan sonra hidayet çizgisini gizleyenler var ya, işte bunlara Allah da lanet eder, bütün lanet ediciler de lanet eder.
Bakara-159

‼‼‼‼

Eğer dileseydik, o kimseyi, bu âyetlerle iyiler derecesine yükseltirdik. Fakat o, aşağılığa saplandı ve hevâsına uydu. İşte bunun hâli, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. (bayağılık ve ızdıraptan kurtulamaz.) Âyetlerimizi yalanlıyanların hali işte böyledir. (Ey Rasûlüm) sen hâdiseyi kâfirlere anlat. Olur ki gereği gibi düşünürler.

Âraf-176

‼‼‼‼

Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.

Cuma Súresi-17

“Sonra (Ey Rasûlüm), seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmıyanların arzu ve isteklerine tabi olma.

Casiye Súresi-18

“İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.
Mâide Suresi-10

‼‼‼
Maide 38.Ayet:

Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah´tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

‼‼‼‼

Men edildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Nisa -161
‼‼‼‼

Faiz yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi kalkarlar. Bu onların: “Alım satım da ancak faiz gibidir.” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de faize bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah’a aittir. Kim faize geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları artırır. Allah, günahkâr kafirlerin hiç birini sevmez.
Bakara 275-276

‼‼‼‼‼
‼‼‼‼‼
Ve tüm insanlığı tehtit eden uyaran azabım yakın olduğunu bildiren Ayet-i Kerimeleri kim adına nereye koyacaksınız❓❓❓

Beyler dönün ve yeniden dönün ‼‼‼
iman ettiğini iddia ettiğiniz
Yüce Kur’an’ın âyetlerine.

Muttaki kimse odur ki
Yeryüzünde tek ve yalnız kalsada asla hakkı söylemekten çekinmeyendir.
Müslüman demek Kur’an’a sünnete icmaya kıyasa …ilmi ve hukuku muhafaza eden demektir..
Hiç kimse boyundan büyük ilminden eksik olduğu hususlara karışmamalıdır.
Ya talebe olur diz çöker ilim tahsil ederler ya da bilmedikleri hususta ahkam kesmezler.
Asansörde halvet
Nikahın yaşı var mı gibi özellikle sosyolojik ve ilmi bir birikim ile cevaplanması gereken konularda ne diyanet açıklama cesareti gösterebilir ne de şu asrın tv kültürü ile zihinleri dolmuş kimseler bunu anlayabilir.
Ademi topraktan gördüğü için secde etmeyen şeytan sanki kuvvetlice damarlarda geziyor.
Emir Ondan ise kulluk bizdendir.
Kur’an da evet
Talak Suresi, 4. ayetinde “Henüz âdet görmeyenlerin iddet süreleri de üç aydır.” Buyurulur.

Kur’an’ın açık ifadesinden sonra, bunda tereddüt etmek mümkün değildir. Müspet ilimler, belli tecrübelere dayanarak bir sonuca ulaşıyorlar.
Tarih boyunca ve bugün de olarca kızın on-on iki yaşlarında evlenmeleri bir realite olarak ortada dururken, müspet bilim adamlarının bunun aksini iddia etmeleri, her şeyden önce kendilerinin dayandıkları deneysel metotla çelişir.
Fakat elbet bunlar sosyolojik hadiselere verilen evrensel hükümler ve cevaplardır asla dinimizin bir tavsiyesi veya emri değildir.

Dinimiz hiçbir anne babadan evladını 10-12 yaşında evlendirmesini istemez bunu asla tavsiye de etmez.

Fakat tüm dünya şartlarına cevap veren Kur’an bu hususa da ayetle açıklık getirir ve adet görmeden evlenen kişinin boşandığı taktirde iddetinin üç ay olduğunu haber verir.

Müçtehit ve mezheplerin görüşü bu bağlamda açıktır.

Müslümanlarda bu hususta konuşurken 14 yaşında evlilik pedofillik demeden önce neye iman ettiğini gözden geçirmek zorundadır.

Çocuk istismarını önlemek için önce ehliyetsiz çocuklarını yüklü para karşılığı kendinden 20 yaş büyük bir kişiyle evlendiren anne babaların bilgisel ve ruhsal eğitimi şarttır.

İslam hukukunda
İslam devleti maslahatı ve istismarları ve para karşılığı çocukların satılmasını engellemek için,
evlilik yaşına sınırlama getirme hakkına da sahiptir.

Basın ve yayının yaygaracı manipülasyonlarından önce dinimizi öğrenmek zorundayız.

İman ve inanç kalpte bir ok gibidir.

O oku hangi menzile attığımıza dikkat edelim.

Selam ve Dua ile

Çilesini Çekmediğimiz Bir Davanın Adamı Olmak !?

Başkasının evladı başkasına kolaydır derler.
Anneye evladı candır çünkü ,nefes nefes,sarıp sarmalayarak koklayarak,
emekle , canından can katarak büyütmüştür yavrusunu‼

İşte İslam Davasıda böyledir ‼‼‼
Emek vermediğimiz,çile,
gözyaşı dökmediğimiz bir davanın da adamı olamayız‼‼
“Öncü nesil” diyor
Seyyid Kutup ve soruyor !
“Niçin tekrar böyle öncü bir nesil gelmedi ?”diyerek meseleyi irdeliyor.
Acaba emek vermedğimiz,
acı çekmediğimiz vedakarlık yapamadığımız canımızdan öte bir can olarak göremediğimiz için midir ???

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ”
Emrinin yanında kişiyi ne bulur‼‼‼???
Elbette ağır imtihanlar ve fedakarlıklar değil mi ???
Ve en nihaî soru ;
‼‼
Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olabiliyor muyuz?
Herkese rağmen her şeye rağmen‼🕊🕊🕊
Selam ve Dua ile.

Sema Yıldırım Özkaya

Ellerinizi İndiriN !!!

Ya Mazlumun Yanındayız Ya Zalimin!

@FECRANASAYFA adlı kişinin Tweetine göz at: https://twitter.com/FECRANASAYFA/status/960283771831504898?s=09

%d blogcu bunu beğendi: